Kapat
Brezilyanın en tehlikeli mahalleleri

Brezilya ile alakalı gezi blogu yazılarında, genelde bu ülkenin hep gezilip görülesi harika yerlerini okuyoruz. Muhteşem sahiller, 7/24 bitmeyen eğlence hayatı, dansları, futbol sevdası, dünya güzeli hatunları, ormanı, denizi, doğal güzellikleri…

Hele bir de Rio Karnavalı var ki gençlerimiz arasında dilden dile dolaşan efsanelerle dolu.

Ama bir yandan da Brezilya deyince hepimizde bir endişe oluyor. Ufaktan bir korkutuyor insanı bu ülke. Gidersek başımıza ne gelecek? Belli değil!

Brezilya Gezi Rehberi yazımızda şöyle bir bilgi vermiştik. Rio ve Sao Paulo’da gezerken dükkanlar, apartmanlar, evler yüksek tellerle, demir parmaklıklarla çevrili. İşinde gücünde yaşayan orta halli ve daha üst gelirli insanlar kendilerini korumaya çalışıyorlar.
Peki neyden, kimden koruyorlar?
Polisi, askeri gibi güvenlik güçleri yok mu ülkenin?
Brezilya’nın görmezden gelinen bu karanlık yüzü nedir?
Brezilya gezisi deyince bir Türk’ü bile endişelendiren durum ne ola ki?

Tanrı Kent (Cidade de Deus) filmindeki Ze’yi hatırlarsınız.. Kanımızı donduran psikopat velet. Hep onun başının altından mı çıktı acaba bu düşünceler? Oysaki Brezilya dizilerinde pembe dünyalar izliyorduk eskiden. Zengin kız, fakir oğlan hikayeleri. Ze gibileri pek bilmiyorduk.

Hayata Mağlup Başlayanların Mekanı Favelalar

Rio de Janeiro’nun merkezinde Morro da Providencia olarak bilinen ilk favela, 19. yüzyılın sonlarında, Brezilya Devleti ile Canudos yerlileri arasında geçen ve Brezilya’nın en kanlı iç isyanı olarak tarihe kazınan Canudos Savaşı‘ndan sonra, yaşayacak hiçbir yeri kalmayan askerler tarafından inşa edilmiş. Sıkı durun hikaye tam olarak burada başlıyor.

Yine aynı yıllarda Brezilya hükümeti Afrika kökenli köleleri şehirlerden uzaklaştırıp sürmek ister. Çoğu liman işçisi olan bu insanlar kırsal kesimlere gidip iş bulamayacakları için, tıpkı bu askerler gibi şehir boyunca yamaçlara kendi gecekondu mahallelerini yapmaya başlıyorlar. Kırsal kesimlere gitmedikleri gibi ilerleyen yıllarda köyden kente gelenlerin büyük kısmı da onlara özenip favelalara yerleşmeye başlıyor.

1970’lere gelindiğinde işin çığırından çıkmaya başladığını fark eden hükümet, varoş mahallelerine müdahale etmek ister. Toplu konutlar inşa etmeye başlayarak favelaları değiştirmek, dönüştürmek niyetindedirler. Tanrı Kent filmine adını veren Cidade de Deus mahallesi işte tam olarak bu proje kapsamındaki mahallelerinden biri, hatta en büyüğüdür.

Yetkililer kısmen başarılı olduğunu düşünseler de, sonrasında yeterli bütçe ayıramadıkları için bu bölgeleri tekrar kendi haline bırakırlar. O andan itibaren mantar gibi çoğalmaya başlar favelalar. Hem de şehrin göbeğinde. Sahil şeridi boyunca yaşayan zengin kesim ve onları tepelerden izleyene fakir halk…

Favelada yaşayanlar için buraların ismi morro’dur. Morro, tepe demek Portekizce. Tepelerde yaşayan insanlar kraldır. Çünkü herkese tepeden bakarlar. Dünyanın en fakir kralları.

1990’lı yıllara gelinirken Brezilya’da uyuşturucu trafiği yüksek seviyelere ulaşır. Kara para ticaretinde Güney Amerika’nın merkez noktalarından birine dönüşür Brezilya. Uyuşturucu baronları, devletin yüz çevirdiği favlelaları gözüne kestirir. Ve tabiri caizse bu bölgelerde kendi imparatorluklarını kurmaya başlarlar. Milyonların yaşadığı bu gecekondu mahallerinde kontrolü tamamen bu çeteler ele almaya başlar. Önü alınamayan bu süreç gittikçe büyür. Öyle ki burada doğan her çocuk potansiyel uyuşturucu satıcısı olmaya, yaşamak için bu çetelere rüşvet vermek zorunda kalmaya başlar. Güvenlik, yönetim, sosyal yaşam dahil her şeyin kontrolü artık bu çetelerin eline geçmiştir. Başınız bir çeteyle beladaysa gitmeniz gereken yer polis karakolu değil, diğer çete lideridir.

Brezilyanın en tehlikeli mahalleleri

2000’li yıllara gelindiğinde Brezilya hükümeti, yaklaşan Dünya Kupası ve Olimpiyat Oyunları gibi durumları da düşünerek bu mahallelere büyük çaplı operasyonlar yapmaya başlar. Bu kez insanları değiştirmek için eğitim kurumları kurmak ister. Kurslar açar. Uyuşturucu ticaretini engellemeye çalışır. Fakat artık azınlık değil ciddi bir nüfusun yaşadığı favelalardaki halkın bu değişime ayak uydurması pek kolay değildir.

Yapılan operasyonlarda polisler kendilerinden bile daha iyi silahlanmış bu insanlara karşı ne kadar başarılı olabilirler ki? Hele de bir kısmı uyuşturucu baronlarından aldıkları rüşvetlerle onlardan tarafa geçince işler iyice zorlaşır tabi. Milyon dolarların aktığı bir trafikten pay almak isteyen hakim, savcı, polisler kimin tarafını seçmeli!

Varoşlarda yaşayan küçücük çocukların ellerinde bile otomatik silahlar vardır. Ölmek ve öldürmek onlar için çocuk oyunu gibidir.  Ve bunu severek yaparlar. Neden biliyor musunuz? Çünkü büyüyünce o zengin çete liderleri gibi olacaklardır. Çok havalı, zengin, emirler yağdıran büyük insanlar!

İşte yazının başında söylediğimiz o Ze karakteri, zamanında sırt dönülen bir toplumun geldiği son noktayı temsil ediyor. Bu çocuklar varlar ve gerçekler.

Hükümet bu bölgeler değişsin dönüşsün istiyor istemesine de.. O güne kadar kaçak elektrik ve su kullanıp hiç para ödemeyen halk, yenilenen mahallelerde fatura ödemeye başlar. Ama gelirlerinde bir artış olmaz. Böyle olunca da değişim favela halkının büyük kesiminde istenilen düzeyde olmaz. Çünkü zaten fakir ve aç olanların cebine para koymadığın gibi birde ellerindeki almaya başlamışsındır..

Tüm bu olaylar yaşanırken, süreç içinde favelalar gittikçe popülerleşir. Öyle ki artık turistik geziler falan düzenlenmeye başlar bu bölgelere. Tabi çete liderlerinin payı ödenmek şartıyla.
Bazı mahalleler tamamen turistik amaçlı yeniden dizayn edilir. David Beckham, Cristiano Ronaldo gibi isimlerin buralardan ev hatta mahalleler satın alıp yatırımlar yaptığını okumuşsunuzdur.

Fakirlik bile pazarlanıp satılır mı? Hem de öyle bir satılır ki! Kapitalist zihniyetten her şey beklenir.

Bu mahallelerden çıkan büyük futbolcular, ünlü sanatçılar var. Birçoğu buralara yardım edip hayatı normale döndürmek için uğraşmış ama sonunda gelinen nokta varoşların evlerini boyayıp zenginlere turistik gezi diye satan para düzeni olmuş.

Bugün Rio nüfusunun en az yarısı favelalarda yaşıyor. Brezilya genelinde bu rakam 15 milyona dayandı. Belki bir kısmı eskiye göre daha iyi durumda ama onlara umut verecek pek fazla şey yok. Eğer favelada doğan bir çocuksanız hayata 1-0 yenik başlamıyorsunuz. Skor kafadan 5-0 falan oluyor. Bu skoru lehinize çevirmek için mucizelere ihtiyacınız var tabi. Bu insanlar için mucizenin en büyük adı futbol oluyor genelde. Keşfedilip çekip gitmek buralardan. Bu yüzden futbol çok başka Brezilya’da. Bir umut kapısı. Belki sonraki Ronaldinho ben olacağım demekten başka hayal kurdurmuyor bu mahalleler çocuklara. Diğer bir kaçış anahtarı ise yapılan operasyonlarda bir polisin kurşununa denk gelip hayata veda etmek.

Ünlüler demişken, bu karanlık sokaklara ışık tutmak isteyenlerden birisi de Pop’un Kralı Michael Jackson’dı. Onun hikayesi ise biraz başka…

Michael Jackson ve ‘They Don’t Care About Us’ Klibinin Hikayesi

Michael Jackson 1995 yılında kariyerinin en iyi parçalarından birini yapmıştı. They Don’t Care About Us yani Türkçesiyle “Bizi Umursamıyorlar”. Bu şarkının ilk klibini bir hapishanede çeken Michael Jackson, şarkının sözleri, klipteki şiddet görüntüleri  vs. gibi nedenlerle büyük eleştirilere maruz kalmış ve politik baskıların da etkisiyle bu klip birçok ülkede yasaklanmıştı. Michael Jackson yanlış anlaşıldığını, ırkçılığı kınamak için bu parçayı yazdığını söylese de kendisini dinletemedi. Hatta üstüne tehditler aldı. Kral’ın yine de boş durmaya niyeti yoktu. Şarkının sözlerini revize eden Jackson, madem hapishane görüntüleri zorunuza gitti der gibi gidip Brezilya’da polis ve askerlerin bile bulaşmak istemediği favelalarda yeni klip çekmeye karar verdi.

O dönem Rio de Janeiro, 2004 Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapmak için hazırlık içerisindeydi. Bu klip teklifi geldiğinde dönemin Rio Valisi Marcelo Alencar her hafta onlarca insanın öldüğü bölgeleri dünyaya açma fikrine karşı çıktı. Fakat Michael Jackson ve klip yönetmeni Spike Lee bu klibi çekmeyi kafaya koymuşlardı. ABD’den de destek alıp baskı yapmaya başladılar, sonunda Brezilya efsanesi Pele’nin de destek vermesiyle vali Marcelo Alencar geri adım atmak zorunda kaldı. Ama bu yetmiyordu. Klibin çekileceği bölgelerdeki uyuşturucu kartellerinin izni de gerekiyordu. Dona Marta bölgesindeki uyuşturucu baronlarına bir miktar ödeme yapılarak ikna edildiler. Geriye bir tek güvenlik problemi kaldı. Klip ekibi, silahlı asker ve polislerden oluşan kalabalık bir grupla yola çıkmıştı ama bu yeterli olur muydu bilinmez tabi. Dünyanın en büyük starlarından birini dünyanın en tehlikeli sokaklarına götürmek pek akıl karı değil sonuçta.

Yönetmen Spike Lee‘nin aklına güzel bir fikir gelmişti.

Spike Lee, resmi polislerin yanı sıra o bölgede yaşayan ve çoğu uyuşturucu işinde çalışan 50 fakir genci güvenlik görevlisi olarak tuttu. Çekimler başlamadan adamlara ‘Bölgede güvenliği sağlayın’ diye tembihlemiş, hepsine 50 dolar para ve ‘Michael Jackson Security (güvenlik)’ yazılı tişörtler dağıtmış. Bu durum gençleri çok etkilemişti ve çekimler esnasında hiçbir güvenlik sorunu yaşanmamıştı. 50 dolar onlar için azımsanacak bir miktar değil.

Brezilya halkı, hele ki favelada yaşayan fakir kesim Michael Jackson’a karşı inanılmaz bir sevgi besliyorlardı. Öyle ki Jackson buralara adım atar atmaz ortalık adeta yıkıldı, hayranları çığlıklar eşliğinde etrafını sarıyordu.

Yönetmen motor dedi, klibin başında bir kadın sesi Michael’a Portekizce “Michael, Michael, eles não ligam pra gente (Michael, Michael, bizi umursamıyorlar)”  diye seslendi ve yüzlerce davulun harika ritm tutması eşliğinde bu muhteşem klip çekildi.

Klipte Michael Jackson üzerinde Olodum yazan bir tişört giyiyor. Olodum bir marka değil, Brezilya’da yaşayan Afrika kökenli Brezilyalıları ırkçılığa karşı koruyan, destekleyen ve yardımlarda bulunan bir grubun adı. Brezilya’nın Bahia eyaletinde bulunan Salvador şehrinde kurulmuş. Klibin bir kısmı da burada çekilmiş.

2009 yılında Michael Jackson öldüğünde klibin çekildiği Santa Marta’nın tepe noktasına bir heykeli dikildi.

Bugün Dünya Kupası, Olimpiyat Oyunları, Rio Karnavalı gibi organizasyonlara milyar dolarlar döken Brezilya hükümeti, bu karanlık yüzüne sahip çıkmak için ise yeterli bütçeye sahip değil maalesef! Brezilya favelalarında her yıl iç savaş yaşayan ülkelerdeki kadar insan ölüyor ama bunun hiçbir haber değeri yok. Çünkü kimse onları umursamıyor!

BREZİLYA GEZİ REHBERİ VE GEZİ NOTLARI (TIKLAYIN)

Küçük Bir Anekdot

Son 10 yılın istatistiklerine göre Brezilya’da yılda ortalama olarak 60 bin cinayet işlendiği belirtiliyor. Bu sayı Suriye’de süren iç savaşın kayıplarından daha yüksek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir