Kapat
Paris Gezi Rehberi

Paris gezilecek yerler yazımızda “Aşıklar Şehri”ne kısa bir yolculuk yapacağız. Sadece aşıkların değil, sanat ve edebiyatın da kalbi olan Paris, Avrupa’nın en gözde turistik mekanlardan biri. Notre Dame Katedrali, Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi, Disneyland gibi ihtişamlı yerlere sahip olan kent, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor.

Tarih boyunca pek çok büyük sanatçıya ilham vermiş olan Paris kendine has mimari yapıları, moda, dans ve yemek kültüründeki zenginliği, doğal güzellikleri, eğlence mekanları ve tarihi yapılarıyla çok yönlü bir metropol. Hemen her gezgin bu şehirde kendinden bir şeyler bulabilir. Çoğu insan şehrin romantik atmosferinden dem vursa da, binlerce yıllık köklü tarihe sahip Paris’in bundan çok daha fazlasını sunduğuna emin olabilirsiniz. Birazdan sıralayacağımız listenin sonuna geldiğinizde siz de bize hak vereceksiniz.

Peki Paris’te gezilecek yerler nereler? Paris’te nereye gidilir, ne yapılır? Şehrin en popüler noktaları hangileri? Eyfel Kulesi’ne tırmanmaya, Mona Lisa tablosunun önünde selfie çekilmeye, Şanzelize Caddesi’nde bir tur atmaya, ara sokakları keşfetmeye hazırsanız, önce Paris hakkında birkaç kısa bilgi verelim, ardından şehir turumuza başlayalım..

Paris Hakkında Bilgi

Paris Gezi Rehberi & Paris Hakkında Kısa Bilgiler

# Paris Nerede? Fransa’nın başkenti Paris ülkenin kuzey kesiminde yer alıyor. İle-de-France Bölgesi’nin merkezi olan kent, Sen (La Seine) Nehri’nin kıyısında, nehrin Manş Denizi’ne döküldüğü yerin yaklaşık 375 kilometre iç kesiminde kalıyor.

# Paris İçin Vize Gerekli mi? Evet, Paris’e gitmek için Fransa vizesi (Schengen vizesi) almanız gerekiyor.

# Paris’te Hangi Para Birimi Kullanılıyor? Paris’te Avrupa Birliği üyesi Fransa’nın para birimi olan Euro (EUR) kullanılıyor.

# Paris Güvenli mi? Paris farklı dönemlerde çeşitli terör saldırılarına maruz kalmış bir şehir. Bu nedenle Paris’i ziyaret edecek olanlar bazen şehrin güvenliği ile ilgili endişe duyabiliyorlar. Yaşadığı olumsuz olaylara rağmen burası hala Avrupa’nın en çok turist çeken noktalarından biri olmaya devam ediyor. Güvenlik de sürekli üst düzeyde tutuluyor. Özellikle turistik bölgelerin çevresinde her daim polisleri görebiliyorsunuz. O yüzden Paris için Avrupa’nın diğer şehirlerinden daha az güvenli demek biraz haksızlık olur. Bir yabancı olarak Paris’te kapkaç, hırsızlık gibi olaylara karşı biraz daha dikkatli olmanız, gece geç saatlerde metro, otobüs, taksi gibi araçlarda eşyalarınızı gözünüzün önünden ayırmamanız yeterli. Bunun dışında ekstra endişelenecek biri durum yok.

# Paris’e Ulaşım Nasıl Sağlanıyor? Paris’e uçakla gitmek isteyenler için şehirde 3 tane uluslararası havalimanı hizmet veriyor;

  • Paris-Charles de Gaulle Havalimanı
  • Paris-Orly Havalimanı
  • Beauvais-Tille Havalimanı

İstanbul da dahil olmak üzere Avrupa’nın birçok büyük şehrinden bu havalimanlarına direkt uçuş bulabilirsiniz. İstanbul – Paris arası uçakla yaklaşık 3 saat 40 dakika kadar sürüyor. Paris’te bulunan üç havaalanından da şehir merkezine ulaşım için tren, belediye otobüsü, özel servis, taksi ve araç kiralama seçeneklerini kullanabilirsiniz.

Paris hem ulusal hem de uluslararası demiryolu ağlarının merkezinde olduğu için, Avrupa’nın belli başlı kentlerinden buraya tren ile de gelebilirsiniz. Şehrin farklı bölgelerinde bulunan tren istasyonlarında hem yüksek hızlı hem de normal hızlı tren seçenekleri hizmet veriyor. Aynı şekilde Avrupa’nın birçok büyük şehrinden Paris’e giden otobüs seferleri de bulabilirsiniz.

# Paris’e Ne Zaman, Hangi Mevsimde Gidilir? Paris genel anlamda okyanusal iklim etkisi altında olduğu için yıl boyunca ılıman bir havaya sahip. Yazları aşırı sıcak olmadığı gibi kış mevsimlerinde de hava sıcaklığı eksi derecelere pek düşmez. Yani Paris 4 mevsim ziyarete uygun bir şehir. Fakat yaz sezonlarında ve yılbaşı dönemlerinde kente çok fazla turist akını oluyor. Yoğun kalabalık beraberinde fiyatları da biraz şişiriyor. Eğer bu durumları da göz önünde bulundurursanız, Paris’e gitmek için ilkbahar ve sonbahar aylarını tercih etmeniz daha uygun olabilir.

# Paris Şehir İçi Ulaşım Nasıl? Paris, şehir içi ulaşım konusunda Avrupa’daki en zengin seçeneklere sahip yerlerden biri. Şehrin çok geniş bir metro ağı ve banliyö treni ağı (RAR) bulunuyor. Bu iki seçenek Paris gezisi için fazlasıyla işinizi görecektir. Bunun dışında hop on hop off turistik otobüsler ve belediye otobüsleri de şehrin her bölgesine ulaşım sağlıyor. Trafikte vakit kaybetmek istemeyenler Sen Nehri üzerinde işleyen tekneleri de zaman zaman kullanabilirler.

Paris şehir içi ulaşımda kullanılan farklı kart seçenekleri var. Turistlerin en fazla işine yarayan kartların başında Paris Visite Pass geliyor. Bu kartla belirli gün sayısınca belirli bölgelerde sınırsız seyahat edebiliyorsunuz. Ayrıca bazı turistik yerlerde özel indirimler elde ediyorsunuz.

Daha geniş kapsamlı bir kart arayanlar için de Paris Pass seçeneği bulunuyor. Bu kart Paris Visite Pass (ulaşım için), Paris Museum Pass (müzeler için) ve Paris Attraction Pass (turistik aktiviteler için) kartlarının özelliklerini tek kartta topluyor. Paris Pass ile hem indirimli ulaşım imkanı sağlıyorsunuz hem de Paris’teki birçok müze ve cazibe merkezine sıra beklemeden indirimli girebiliyorsunuz. Paris şehir merkezi yürüyerek gezmek için biraz fazla büyük. Bu nedenle toplu taşımalarda indirim sağlayan bu kartları edinmenizi tavsiye ederiz.

Paris Pass fiyatlarını ve diğer tüm detayları resmi siteden takip etmek için ➜ tıklayın.
Paris Visite Pass fiyatlarını ve diğer tüm detayları resmi siteden takip etmek için ➜ tıklayın.

Bu arada yukarıda “belirli bölgeler” diye bir tabir kullandık. Bu konuya da kısaca değinelim. Paris’in merkezi 1’den 20’ye kadar numaralandırılmış bölgelerden oluşuyor. Örneğin aşağıda gördüğünüz Paris gezilecek yerler haritasındaki orta kısım (Louvre Müzesi) Paris 1. Bölge yani şehrin tam göbeği. Eğer sayı küçükse (2. Bölge, 4. Bölge..) merkeze yakınsınız demektir. Sayı büyüdükçe (13. Bölge, 17. Bölge..) merkezden uzaklaşıyorsunuz anlamına gelir. Birazdan okuyacağınız Paris gezilecek yerler listesinde bu sayıları bol bol göreceksiniz. Sayıların büyüklüğü size o mevkiinin uzaklığı hakkında biraz fikir verecektir.

Paris Gezilecek Yerler Haritası

Eyfel Kulesi (La Tour Eiffel)

Paris’te görülmesi gereken yerler dendiğinde akla gelen ilk mekan şüphesiz dünyanın en ikonik yapılarından olan Eyfel Kulesi. Fransa’nın sembolü olan Eyfel Kulesi, Paris’e gelen hemen her turistin ilk uğrak noktası oluyor. Kulenin yıllık ziyaretçi sayısı ortalama 7 milyon civarında. Bu sayının yüzde 75’i ise Fransa dışından gelen insanlar.

Şimdiye kadar yaklaşık 300 milyon kişiyi ağırlayan Eyfel Kulesi 1887 – 1889 yılları arasında, 26 ay gibi kısa bir sürede inşa edilmiş. Kule aslında Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamalarına denk gelen Expo 1889 Paris Fuarı’nın giriş kapısı olarak yapılmış. Fuardan 1 sene sonra da yıkılması düşünülüyormuş. Fakat kulenin yapımını üstlenen firmanın sahibi olan Gustave Eiffel, demir kulenin 20 yıl boyunca yıkılmaması için izin almış. 20 yılın sonunda da Paris yöneticileri kuleyi yıkmak yerine o dönem yıldızı parlayan radyoların vericilerini yerleştirmek için kullanmaya karar vermişler. Bu süreçte demir kulenin popülerliği o kadar artmış ki çok fazla turist çekmeye başlamış. Zamanla da Fransa’nın sembol yapısı haline gelmiş.

Eyfel Kulesi Restoran

1930 yılına kadar dünyanın en uzun kulesi unvanını taşıyan Eyfel, 18.038 parça demirin 2,5 milyondan fazla perçinle bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. 324 metre yüksekliğe sahip kule giriş kat ve 3 ayrı platformdan oluşuyor.

  • Giriş katta kuleye ismini veren Gustave Eiffel’in heykeli, büfeler ve mağazalar,
  • Birinci katta CinEiffel Müzesi, kış aylarında hizmet veren bir buz pisti, dinlenme alanı, cam platform, büfe, restoran ve hediyelik eşya dükkanı,
  • İkinci katta restoran, büfe ve hediyelik eşya mağazaları,
  • Üçüncü katta Gustave Eiffel’in ofisi, balmumu heykeller, panoramik haritalar ve bir bar bulunuyor.

Eyfel Kulesi’nin 2. ve 3. katları gerçekten nefes kesen bir manzaraya sahip. Kulenin tepesine çıkıp bu muhteşem Paris manzarasını izledikten sonra, aşağı inip kuleyi çevreleyen Champ De Mars Parkı’nda sevdiceğinizle bol bol fotoğraf çekilebilirsiniz.

Sen Nehri’nin kıyısında, Champ de Mars’ta bulunan Eyfel Kulesi’ne tren, metro ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarıyla rahatça ulaşım sağlanıyor.

Eyfel Kulesi giriş ücretlerini ve Eyfel Kulesi ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Paris Eyfel Kulesi

Şanzelize Caddesi (Champs Elysées) ve Zafer Takı

Paris’in en lüks ve prestijli mağazalarının, en iyi otellerinin bulunduğu Şanzelize, dünyanın en meşhur caddelerinden biri. Fransa ile hiç ilginiz olmasa bile bir şekilde bu caddenin ismini mutlaka duymuşsunuzdur. Günde 300 bin, yılda ise yaklaşık 100 milyon insanın uğradığı bir mekan Champs Elysées.

2 kilometre uzunluğundaki Şanzelize Caddesi, Sen Nehri kıyısında, Louvre Müzesi’nin önünde bulunan Tuileries Bahçesi’nden başlar, Fransa tarihinin önemli simgelerinden olan Zafer Takı’na kadar uzanır. Estetik yapılara, görkemli tarihi binalara, gösterişli kafe ve restoranlara sahip Şanzelize Caddesi’ni boydan boya yürümek, Paris’te yapabileceğiniz en eğlenceli gezilerden biridir.

Şanzelize, Fransa Kralı XIV. Louis’in emriyle 1664 yılında yapılmaya başlanmış. 1670 yılında da tamamlanmış. 1800’lü yıllarda, I. Napolyon’un Fransız askerlerinin anısına yaptırdığı Zafer Takı’nın (Arc de Triomphe) buraya eklenmesiyle caddenin önemi daha da artmış. Zafer Takı’nın altında Fransız bir askerin naaşı yer alıyor. Naaşın hemen yanında da hiç sönmeden yanan, her gün yeniden harlanan bir ateş var. 50 metre yükseklikteki Zafer Takı’nın tepesinde ise Şanzelize manzarası izleyebileceğiniz bir teras ve bu anıtla ilgili ufak bir müze bulunuyor.

Paris Zafer Takı (Arc de Triomphe) giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Paris Zafer Takı

Montmartre (Ressamlar Tepesi)

Ressamlar Tepesi olarak anılan Montmartre, Paris’in en fazla turist çeken noktalarında biri olmasına rağmen özgün dokusunu kaybetmemiş bir bölge. Paris’in tarihini ve eski ruhunu yansıtan nadide yerlerden biri.

Başta Picasso ve Van Gogh olmak üzere ünlü ressamların yaşamlarının bir dönemlerini geçirdiği Montmartre renkli evleri, parke taşlı sokakları, sanat galerileri ve butik dükkanlarıyla gezip dolaşması son derece keyifli bir semt. Dünyaca ünlü eğlence mekanları Moulin Rogue ve Lapin Agile, Sacre Coeur Bazilikası, Passage Jouffroy Çarşısı, Dalí Paris Müzesi, Montmartre Müzesi, Rue de L’Olive Sokağı ve Le Bateau-Lavoir bu civarda görmeniz gereken önemli mekanlardan bazıları. Ayrıca Paris’in en yüksek noktası olan Ressamlar Tepesi’nin şehir manzarası da enfestir.

Merkezi bir noktada yer alan Montmartre’ye metro ile kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz. Ayrıca bu bölgeyi gezmenin eğlenceli yollarından biri de Moulin Rouge’un önünden kalkan ufak gezi trenine (The Little Train of Montmartre) binmek. Cüzi bir ücret karşılığında bu trenle Montmartre’nin dört bir yanını dolaşabilirsiniz.

Notre Dame Katedrali (Cathédrale Notre Dame de Paris)

Fransa’nın en önemli dini yapısı olarak gösterilen Notre Dame Katedrali, Paris ile özdeşleşmiş bir başka önemli yapı. Seine Nehri’ndeki küçük bir ada olan Île de la Cité üzerinde yer alan Notre Dame Katedrali’nin ismi Fransızca’da (Meryem Ana’ya ithafen) “Bizim hanımımız” anlamına geliyor.

1163- 1345 yılları arasında inşa edilen Notre Dame Katedrali, Fransız gotik mimarisinin ilk ve en nadide örneklerinden biri. 37 şapel, 75 dev sütundan oluşan 130 metre genişliğindeki katedral hem sanatsal hem de mimari açıdan büyüleyici bir atmosfere sahip. Katedralin 3 büyük kapısı var. Sol tarafta bulunan Meryem Ana Kapısı’nda ‘Kutsal Bakire’ tasvirlerini, sağ taraftaki kapıda ‘Azize Ana’ hikayelerini, ortadaki kapıda ise ‘Kıyamet Günü’ tasvirlerini görebilirsiniz. Aynı anda 9 bin kişinin ibadet edebildiği bu mekan Keltler ve Romalılar tarafından da kutsal sayılıyor. Hatta şu anda Notre Dame de Paris’in bulunduğu yerde daha önceleri (M.S. 4. yy.) bir Roma şapeli varmış.

Victor Hugo’nun 1831 yılında yayınlanan kitabı Notre Dame’ın Kamburu ile ününe ün katan katedralin içinde dönemin usta sanatçılarının değerli eserleri de yer alıyor. Katedralin görülmesi gereken önemli bölümleri ise şöyle; 69 metrelik 2 kule, Batı Cephesi, Gülpencereler, Bakire Taçkapısı, Uçan Payangalar, Galerie des Chimeres, Oymalı Koro Bölümü ve Hazine Dairesi.

Hakkında kitaplar yazılan, filmler çekilen bu muhteşem yapı, Paris ziyaretinizde mutlaka uğramanız gereken duraklardan biri olmalı. Katedral, St. Michel Notre Dame metro istasyonuna yürüme mesafesinde.

Notre Dame Katedrali giriş ücretlerini ve Notre Dame Katedrali ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Birçoğumuzun hatırlayacağı üzere 15 Nisan 2019 tarihinde Notre Dame Katedrali’nde büyük bir yangın çıkmıştı. Bu yangın yüzlerce itfaiyecinin yaklaşık 9 saat süren çalışması sonucu ancak söndürülmüştü. Yaşanan bu talihsiz olay sonrası maalesef katedralin çatısının tamamı çöktü ve kulesi yıkıldı. Bina genel olarak ağır hasar aldı. Katedral en az 5-6 yıl süreceği tahmin edilen bir restorasyona girdiği için geçici olarak ziyarete kapalı durumda. Yapıyı şu an sadece dıştan görebilirsiniz.

Cathédrale Notre Dame de Paris

Sacre Coeur Bazilikası

Montmartre’de bulunan bu tarihi yapı Paris’in önemli kiliselerinden biri. 1875-1914 yılları arasında inşa edilmiş olan kilise, 1870 Fransa-Prusya Savaşı’nda hayatını kaybeden insanların anısına yaptırılmış.

Fransızca’da “Kutsal Kalp” anlamına gelen Sacre Coeur’un yapımında bembeyaz kalker taşları (bir çeşit traverten) kullanılmış. Bu taşlar yağmur suyu ile temas ettiğinde kendi kendini temizleme özelliğine sahip. Dolayısıyla Sacre Coeur Bazilikası yüz yıldan uzun süredir ayakta olmasına rağmen hala yeni gibi bembeyaz şekilde parlıyor. Kendi kendini temizleyen bu kilisenin içinde ise göz alıcı freskler, vitraylar, heykeller ve ünlü tablolar var. Ayrıca tepesinde bulunan 18,5 ton ağırlığındaki Savoy Çanı ise dünyanın en ağır çanlarından biri olma unvanına sahip.

Kubbesinden tüm şehri kuşbakışı seyredebileceğiniz Sacre Coeur Bazilikası, Paris gezilecek noktalar listenizde olmalı. Bazilikaya giriş ücretsiz olsa da, kubbeye çıkmak için yaklaşık 300 basamak tırmanmanız gerektiğini hatırlatmış olalım.

Sacre Coeur Bazilikası ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Kutsal Kalp Bazilikası

Pantheon

Paris 5. Bölge’deki Latin Mahallesi’nde yer alan Pantheon, Fransızların en önemli dini mabetlerinden biri. Kral XV. Louis tarafından 1758 – 1790 yılları arasında yaptırılan Pantheon, Paris’in koruyucusu olduğuna inanılan Azize Geneviève’e ithaf edilmiş. Kilise amacıyla inşa edilen yapı Fransız Devrimi sonrası bu özelliğini yitirmiş ve şehrin anıt mezarı olarak kullanılmaya başlanmış. Roma’daki adaşına çok benzetilen Pantheon’un içerisinde Jean-Jacques Rousseau, Emile Zola, Victor Hugo, Joseph-Louis Lagrange, Voltaire, Marie Curie, Alexandre Dumas gibi ünlü isimlerin mezarları yer alıyor.

Bu tarihi yapının ilginç bir özelliği daha var. Fizikçi Léon Foucault 1851 yılında burada bir deney yapmış. Pantheon’un kubbesine 67 metre uzunluğunda bir sarkaç asan Foucault, sarkaç topunun her salınımda yaklaşık 1 cm. presesyon yaptığını görmüş. Bu olay dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünün ilk kanıtı olarak tarihteki yerini almış. “Foucault Sarkacı” deneyi Pantheon’un dünya çapında ünlü olmasında oldukça etkili olmuş.

Pantheon giriş ücretlerini ve Pantheon ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Sainte Şapeli

Cite Adası’ndaki görkemli ibadethanelerden bir diğeri de Sainte Şapeli (Sainte Chapelle). 1240’lı yıllarda yapılmış olan şapel, mimarisinden çok rengarenk vitrayları ve bu vitraylardan içeri yansıyan ışıklarıyla ünlü. Burası Notre Dame Katedrali’nin gölgesinde kalsa da emin olun Paris’in en güzel gezi noktalarından biri. Ana salonu çevreleyen dev camlar, duvar süslemeleri, içerideki ışık oyunları kısa bir süre başınızı döndürüyor.

Gotik mimarinin en güzel örneklerinden olan Sainte Şapeli, Hristiyanlar için önemli bir mekan. Çünkü burası ilk inşa edildiği yıllarda “Kutsal Emanetler” olarak isimlendirilen parçalara ev sahipliği yapmış. Hatta kilisenin esas yapılış amacı da buymuş.

Kral IX. Louis 1239 yılında çıktığı bir seferde “İsa’nın Dikenli Tacı” olduğuna inanılan parçayı Bizans İmparatoru’ndan satın almış. Daha sonra yine büyük paralar ödeyerek çarmıh parçalarını, mızrağı, çivileri, Hz. İsa’nın kanından birkaç damlayı da alarak Kutsal Emanetler’i bir araya getirmiş. Bunları saklamak için Sainte (Kutsal) Şapeli yaptırmış. Fransız Devrimi sırasında kiliseden çalınan bu parçalar daha sonra bulunmuş fakat buraya değil Notre Dame Katedrali’ne götürülmüş. Kutsal Emanetler şu an orada sergileniyor.

Paris Adalet Sarayı’nın bahçesinde bulunan Sainte Şapeli’ni Paris gezinize dahil etmeyi unutmayın.

Sainte Şapeli giriş ücretlerini ve Sainte Şapeli ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Paris Kutsal Kilise

Louvre Müzesi

Dünyanın en iyi sanat müzelerinden biri olan Louvre Müzesi, Paris’te mutlaka uğramanız gereken noktalardan. Yaklaşık 73 bin m² alana kurulu bu devasa müzede 35 bine yakın eser sergileniyor. Neredeyse 10 futbol sahası kadar alanı kaplayan müzenin tamamını gezmeniz haftalar sürer. O nedenle ilgi alanınıza giren galerileri seçip o kısımları dolaşmanız çok daha mantıklı bir seçim olur.

Louvre Müzesi binası ilk olarak 13. yy. başlarında, dönemin Fransa Kralı II. Philippe tarafından kale olarak yaptırılmış. 14. yy’da Kral V. Charles’ın malikaneye dönüştürdüğü bu kale, 1546 yılında ise I. François’in emriyle Kraliyet Sarayı olarak kullanılmaya başlanmış. Sonraki yıllarda sergi salonu, edebiyat ve heykeltıraşlık okulu gibi farklı amaçlar için kullanılan yapı zamanla genişletilmiş. Son şeklini 1930’lu yıllarda alan Louvre Müzesi o günden bu yana “Dünyanın En Büyük Sanat Müzesi” unvanıyla her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor.

Yakın Doğu, Mısır, Yunan, Etrüsk, Roma ve İslam eserlerinin sergilendiği Louvre Müzesi’nde Mona Lisa, Venus de Milo (Milo Venüsü), Marly Atları (Chevaux de Marly), Medusa’nın Salı (Le Radeau de la Méduse) gibi eşsiz parçalar bulunuyor. Ayrıca Michelangelo, Raphael, Carracci ve Rembrandt gibi ustaların en nadide eserlerini de burada görme şansına sahipsiniz.

Louvre Müzesi Mona Lisa

Louvre Müzesi’nin en çok dikkat çeken bölümlerinden biri de 21 metre yüksekliğindeki ‘Cam Piramit’. Filmlerde ve belgesellerde görmeye alışık olduğumuz bu piramit Çinli Mimar I.M. Pei tarafından 1989 yılında inşa edilmiş. Müzenin girişini oluşturan Louvre Piramidi’nin önünde haftanın her günü uzun kuyruklar oluşuyor. Bu nedenle müze ziyareti için biletinizi online olarak erkenden almanız önemli. Aksi halde Paris’in en güzel noktalarından birini es geçmek zorunda kalabilirsiniz.

Paris‘in tam merkezinde, Sen Nehri kenarında bulunan Louvre Müzesi’ne ister metro, ister otobüs kullanarak kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Müze girişi Palais Royal-Musée du Louvre metro istasyonuna yürüme mesafesinde.

Louvre Müzesi giriş ücretlerini ve Louvre Müzesi ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Paris Gezilecek Müzeler

Orsay Müzesi

Louvre’un ardından Paris’in en önemli ikinci müzesi olan Orsay (Musée d’Orsay), 1986’da kurulmuş. Seine Nehri’nin sol tarafındaki eski bir tren garında yer alan müze, özellikle resim ve heykel sanatına ilgi duyanların ziyaret etmesi gereken bir yer.

Yaklaşık 2 bin m² alana yayılmış olan bu 4 katlı müzede, başta Fransız sanatçılar olmak üzere pek çok ünlü ismin eserleri sergileniyor. Fransız sanatına ait bu parçaların büyük bölümü 1848 – 1915 yılları arasında yapılmış olan resim, heykel ve objelerden oluşuyor. Orsay Müzesi’nde bulunan dünyaca ünlü eserlerden birkaçı şöyle;

  • Bougeureau’nun Equality Before Death (Ölüm Karşısında Eşitlik) tablosu,
  • Vincent Van Gogh’un otoportresi ve Starry Night Over the Rhône (Ren Nehri’nde Yıldızlı Bir Gece) tablosu,
  • Edgar Degas’ın La Petite Danseuse de Quatorze Ans (14 Yaşındaki Küçük Dansçı) heykeli,
  • Cézanne’ın The Card Players (Kart Oyuncuları) tablosu,
  • Monet’nin Poppy Field (Gelincikler) ve Blue Water Lilies (Mavi Nilüferler) tabloları,
  • Manet’nin Olympia tablosu,
  • Renoir’nın Bal du Moulin de la Galette tablosu.

Paris’te gezilecek en güzel müzelerden biri olan Orsay Müzesi, Solferino metro durağına yürüme mesafesinde. Ayrıca RER trenlerini kullanarak Musee d’Orsay İstasyonu’nda inip müzeye ulaşabilirsiniz.

Orsay Müzesi giriş ücretlerini ve Orsay Müzesi ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Paris Gezilecek Müzeler

Picasso Müzesi

20. yüzyılın en büyük sanatçılarından biri olarak kabul edilen İspanyol ressam Pablo Picasso’ya adanan müzelerden biri de Paris’te bulunuyor. Hayatının büyük bölümünü Fransa’da geçiren Picasso bu topraklarda binlerce eser ortaya koymuş. Ünlü ressam 1973 yılında Fransa’da ölünce, ailesi cenaze masraflarına karşılık bu eserlerin ciddi bir kısmını Fransa Hükümeti’ne bağışlamış. Paris’in Marais Bölgesi’ndeki en güzel yapılardan biri olan Hotel Sale, 1985-86 yıllarında restore edilerek sanatçının bu eserlerinin sergilendiği müze haline getirilmiş.

Picasso Müzesi’nde sanatçının 200’den fazla tablosu, heykelleri, seramik çalışmaları, fotoğraf albümleri, mektupları ve daha pek çok özel eşyası sergileniyor. Ayrıca Picasso’nun yakın arkadaşları olan Cezanne, Degas ve Matisse gibi isimlerin de bazı eserlerini burada görebilirsiniz.

Paris Picasso Müzesi giriş ücretlerini ve Picasso Müzesi ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Conciergerie Hapishanesi

Notre Dame Katedrali‘nin de bulunduğu Cité Adası‘nda yer alan Conciergerie Binası’nın geçmişi 13. yüzyıla uzanıyor. Kraliyet Sarayı olarak inşa edilen yapı zaman içinde pek çok farklı amaç için kullanılmış. Şu an hapishane müzesi olan Conciergerie’nin popülerliği ise bir idam olayından geliyor. Fransa’nın ünlü kraliçesi Marie Antoinette, Fransız Devrimi sonrası burada hapse atılmış. Giyotinle idam edilmesine karar verilen kraliçe hayatının son günlerini de burada geçirmiş. Müzeyi gezerken giyotini, mahkum hücrelerini ve zindanları yakından görebiliyorsunuz. Oldukça ürpertici ve etkileyici bir mekan.

La Conciergerie giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Conciergerie Paris

Les Invalides (L’Hôtel National des Invalides)

Paris 7. Bölge’de yer alan Les Invalides, 1671-1678 yılları arasında inşa edilmiş, içerisinde Fransa’nın askeri tarihi ile ilgili anıtlar ve müzeler barındıran çok önemli bir kompleks. Kral XIV. Louis’nin emriyle yaptırılan Les Invalides’in kurulum amacı, yaşlı ve yardıma muhtaç askerlerin bakımıymış. Savaş döneminde binlerce gazinin bakımının yapıldığı tesisin ismi Türkçe’de “değersizler, engelliler” anlamına geliyor. Fakat yapı o kadar görkemli ve büyük ki ismiyle hiç uyuşmuyor.

Ana hastane binası, meydan, katedral ve ordu müzelerinin bulunduğu bu tesisi gezerek Fransa’nın askeri tarihi ile ilgili detaylı bilgiler edinebilirsiniz. Özellikle dünyanın en büyük eski silah ve zırh koleksiyonlarından birine sahip Musee de l’Armee bölümü kesinlikle görülmeye değer. Les Invalides’in en önemli kısımlarından biri de Napolyon Bonapart’ın mezarının yer aldığı altın kubbeli Dome Kilisesi.

Musee de l’Armee giriş ücretlerini ve Musee de l’Armee ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Hotel des Invalides

Müze ve sanat galerileri anlamında çok zengin bir şehir olan Paris’te sanata ve sanatçıya gerçekten büyük değer veriliyor. Şehrin birçok noktasında önemli kültürel tesisler mevcut. Paris’in bu yönünü daha fazla keşfetmek isteyenler için, Paris’te gezilecek diğer müzelerden de kısaca bahsedelim. Daha sonra Paris turumuza farklı turistik noktalarla devam edelim.

Paris’te Gezebileceğiniz Diğer Müzeler

# Dekoratif Sanatlar Müzesi (Musee des Arts Decoratifs): Geçmişi 1905 yılına kadar uzanan Paris Dekoratif Sanatlar Müzesi, Louvre Sarayı’nın batı yakasında yer alıyor. Burası genellikle Louvre Müzesi’nin bir parçası gibi algılansa da aslında ayrı bir müze. Oldukça büyük ve estetik bir binada hizmet veren Dekoratif Sanatlar Müzesi’nde mobilyadan tablolara, porselenden mücevhere, halıdan oyuncaklara kadar binlerce sanat eseri sergileniyor.

Paris Dekoratif Sanatlar Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Rodin Müzesi (Musee Rodin): Fransız heykeltıraş Auguste Rodin’e adanmış olan bu müze 1919’da açılmış. İki lokasyona ayrılmış olan Rodin Müzesi’nin bir tanesi şehir merkezindeki Hotel Biron’da, diğeri ise sanatçının Paris’in hemen dışında bulunan evi Villa des Brillants’da hizmet veriyor.

Rodin Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Quai Branly Müzesi (Musée du Quai Branly): Eyfel Kulesi ile Alma Köprüsü’nün tam ortasında yer alan bu tesis Paris’te gezebileceğiniz en ilginç yerlerden biri. Quai Branly Müzesi’nde aşina olduğumuz Avrupa kültürü eserlerini değil Afrika, Asya, Amerika, Okyanusya gibi dünyanın uzak köşelerine ait kültürel değerleri, isimleri unutulmaya yüz tutmuş sanatçıların yapıtlarını görebiliyorsunuz. “Klasik müzelerden sıkıldık, yeni bir şeyler görmek istiyoruz” diyenler, Quai Branly Müzesi’ni Paris’te gezilecek müzeler listesinde üst sıralara almalı.

Quai Branly Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Orangerie Müzesi (Musée de l’Orangerie): Birazdan aşağıda bahsedeceğimiz Tuileries Bahçesi’nin içinde yer alan Orangerie Müzesi, 1927 yılından bu yana hizmet veren önemli bir sanat merkezi. Pablo Picasso, Henri Rousseau, Cézanne, Matisse, Modigliani, Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir gibi ustaların tablolarını görebileceğiniz müzede ağırlıklı olarak izlenimcilik, ard izlenimcilik ve Paris Okulu akımlarına ait tablolar sergileniyor.

Orangerie Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Musée de l'Orangerie

# Mimarlık ve Mimarlık Mirası Müzesi (Cite de l’Architecture et du Patrimoine): Trocadéro Meydanı’nda bulunan bu müze adından da anlaşılacağı üzere mimari ve şehircilik konularına ilgisi olanlara hitap ediyor. 1880’li yıllardan bu yana hizmet veren tesiste Fransız tarihine ait mimari kalıplar, uluslararası mimari modeller, devasa büyüklükte heykel ve vitraylar sergileniyor.

Mimarlık ve Mimarlık Mirası Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Moyen Çağı Müzesi (Musée de Cluny): Paris’in göbeğindeki Latin Mahallesi’nde yer alan Musée de Cluny, daha çok Orta Çağ meraklılarına hitap eden ilginç bir müze. 15. yüzyıldan kalma Hôtel de Cluny binasında hizmet veren müzede başta Fransa olmak olmak üzere Avrupa’nın farklı bölgelerine ait Orta Çağ koleksiyonları sergileniyor.

Moyen Çağı Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Carnavalet Müzesi (Musée Carnavalet): Paris’te gezmekten büyük keyif alacağınız bir diğer müze, Marais Bölgesi’nin merkezinde yer alan Carnavalet Müzesi. Carnavalet ve Le Peletier de Saint Fargeau isimli iki tarihi konağın birleştirilmesiyle oluşturulmuş müzede Paris’in tarihine ve yaşam kültürüne ait objeler, dekoratif malzemeler, tablolar ve daha binlerce eser sergileniyor. Bu müzeyi Paris’in etnografya müzesi gibi düşünebilirsiniz.

Carnavalet Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Paris Modern Sanatlar Müzesi (Musée d’Art Moderne de Paris – MAM): Şehrin en önemli sanat müzelerinden olan MAM, Trocadéro Meydanı ile Alma Köprüsü’nün ortasındaki Palais de Tokyo binasında yer alıyor. Temelleri 1947 yılında atılan Paris Modern Sanatlar Müzesi sahip olduğu on binden fazla modern ve çağdaş sanat eseriyle alanında dünyanın en büyüklerinden.

Paris Modern Sanatlar Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# 59 Rivoli Sanat Galerisi: 59 Rivoli bir müzeden ziyade sanatı ve halkı bir araya getiren ilginç bir platform. Daha doğrusu bir sanat atölyesi. Devlet makamlarının boşalttığı bir bina 1999 yılında birkaç sanatçı tarafından temizlenip elden geçirilerek sanat üretimi yapmak isteyenlerin hizmetine sunulmuş. Hem de tamamen ücretsiz. Sonraki yıllarda belediyenin destek verdiği bu proje büyüyüp gelişmiş ve pek çok kişinin sanat icra ettiği bir mekana dönüşmüş. Duvarlarından merdivenlerine kadar her bir köşesi ilginç sanat eserleriyle dolu bu galeriyi Rivoli Caddesi üzerinde ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

59 Rivoli ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Paris En Güzel Müzeler

# Jacquemart-Andre Müzesi (Musée Jacquemart-André): Haussmann Bulvarı’nda yer alan bu özel müze emsallerine göre daha mütevazı bir sanat müzesi. 1913 yılında halka açılan tesiste Édouard André ve Nélie Jacquemart isimli iki koleksiyonerin hayatları boyunca topladıkları sanat eserleri sergileniyor.

Jacquemart-Andre Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Decouverte Müzesi (Palais de la Découverte): Şanzelize Caddesi’ndeki Grand Palais’da bulunan Decouverte, Paris’in Bilim ve Keşifler Müzesi olarak biliniyor. Müzede matematik, fizik, kimya, jeoloji astronomi ve biyoloji bölümlerinden oluşan farklı salonlar ve bu alanlara ait eserler sergileniyor. Decouverte Müzesi özellikle çocuklu ailelerin hoşuna gidebilecek bir mekan.

Decouverte Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Ulusal Doğa Tarihi Müzesi (Museum National d’Histoire Naturelle): Fransa’nın Ulusal Doğa Tarihi Müzesi ülkenin farklı noktalarına dağılmış tesislerden oluşuyor. Bu tesislerden bir tanesi de Paris’teki Cuvier Caddesi üzerinde. 2 km. gibi devasa bir alana yayılmış olan bu bilim müzesi Botanik Bahçesi, Antropoloji İnsan Müzesi ve Paris Hayvanat Bahçesi gibi kısımlardan oluşuyor. Müzenin tarihi 17. yy’a kadar uzanıyor. Ve inanması güç ama Paris Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nin koleksiyonunda (büyük bölümü böceklerden oluşan) yaklaşık 67 milyon tür bulunuyor. Balıklar, deniz ürünleri, sürüngenler, kuşlar, insan iskeletleri, fosiller, memeliler, çiçek ve bitki türleri, canlı hayvanlar, mineraller… Yani anlayacağınız bilim, doğa, hayvan ve bitki meraklılarının mutlaka görmesi gereken bir müze.

Fransa Ulusal Doğa Tarihi Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

# Bourdelle Müzesi (Musée Bourdelle): 1949’da açılan bu müzede heykeltıraş Antoine Bourdelle’in (1861-1929) eserleri sergileniyor. Aynı zamanda Bourdelle’in evi ve atölyesi olan binada sanatçının eskizlerini, ilk taslaklarını ve kullandığı kalıpların orijinal hallerini yakından görebiliyorsunuz. Bir dönem Rodin’in asistanlığını yapmış olan Antoine Bourdelle, Giacometti, Matisse ve Maillol gibi büyük sanatçılar da yetiştirmiş.

Bourdelle Müzesi giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Musée Bourdelle

Garnier Operası (Opera National de Palais Garnier)

Paris Opera Binası hem iç hem dış tasarımıyla görenleri kendine hayran bırakan muhteşem bir yapı. Dönemin ünlü mimarlarından Charles Garnier tarafından tasarlanan bina İmparator III. Napolyon’un emriyle 1875 yılında hizmete girmiş. Barok mimarinin nadide örneklerinden biri olan Palais Garnier’in içinde Beethoven, Mozart, Rossini, Meyerbeer ve Daniel Auber gibi isimlerin bronz büstleri de yer alıyor.

Garnier Operası 2 binin üzerinde koltuk kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük opera binalarından biri. Genelde bale ve klasik müzik konserlerine ev sahipliği yapan Garnier Operası’nı gezmek için herhangi bir etkinliğe katılmanıza gerek yok. Normal günlerde de opera binasını ziyaret edebiliyorsunuz. Zaten binanın kendisi bir müze gibi ziyaret edilmeyi hak ediyor. Özellikle fuayenin üzerini kapsayan mozaik kubbeli tavan resimleri ile Marc Chagall imzası taşıyan büyük salonun tavanı opera binasının en görkemli yerleri.

Dünyaca ünlü Operadaki Hayalet (The Phantom of the Opera) oyununa da ilham veren Opera Garnier, Paris gezilecek yerler listesinde mutlaka yer alması gereken bir mekan. Kendi adını verdiği meydanda bulunan Palais Garnier, Opera metro durağına yürüme mesafesinde.

Opera Garnier giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini, ayrıca yaklaşan etkinlikleri resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Opera National de Palais Garnier

Lüksemburg Sarayı ve Lüksemburg Bahçeleri

Paris’in en görkemli saraylarından biri olan Lüksemburg Sarayı (Petit Luxembourg), şehrin 6. Bölge denilen bölümü üzerindeki Vaugirard Caddesi’nde yer alıyor. Günümüzde Fransa Senatosu olarak kullanılan yapı 1615–1645 yılları arasında, Kral XIII. Louis’nin annesi Marie de Medici‘nin emriyle inşa edilmiş. Marie de Medici, Floransalı olduğu için Lüksemburg Sarayı’nın planını Floransa’daki Pitti Sarayı’nın bir benzeri olarak çizdirmiş. Yıllar içinde saray pek çok farklı amaç için de kullanılmış. Bu nedenle yapı ilk halinden biraz uzaklaşmış ama hala tüm heybetiyle sapasağlam ayakta.

Sarayın en önemli bölümü yaklaşık 25 hektarlık alanı kaplayan ihtişamlı bahçesi. Yemyeşil bitki örtüsü, meyve ağaçları, renkli çiçekler ve ünlü isimlerin heykelleriyle bezeli Lüksemburg Bahçeleri’nin ortasında yapay bir göl ve meşhur Medici Çeşmesi bulunuyor. Bu bahçe Parisliler için bir buluşma noktası. O yüzden haftanın her günü epey kalabalık. Özellikle iş ve okul çıkış saatlerinde dolup taşan bir mekan. Kadıköy’deki Boğa Heykeli, Taksim’deki AKM, Beşiktaş’taki İskele neyse Paris’teki Lüksemburg Bahçeleri de o diyebiliriz. Gezi siteleri içinde pek bahsedilmiyor ama Lüksemburg Sarayı’nın muhteşem dizayn edilmiş bir bölümü daha var ki o da kütüphanesi. Fırsatınız olursa Fransız Senato Kütüphanesi’ni de görmeyi ihmal etmeyin.

Lüksemburg Bahçeleri ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Lüksemburg Bahçeleri

Versay Sarayı ve Bahçesi

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Versay Sarayı ve Bahçesi, Fransa tarihinin ihtişamını, zenginliğini ve gücünü yansıtan önemli eserlerden biri. Yapımı 1660’lı yıllara dayanan Versay Sarayı, ilk olarak XIII. Louis tarafından bir av köşkü olarak inşa ettirilmiş. Zamanla yapılan eklemelerle genişletilen saray şu an bahçesiyle birlikte tam 8,2 km² gibi devasa bir alanı kaplıyor. Sadece saray binasının büyüklüğü bile 63 bin m². Günümüzde müze olarak hizmet veren Versay Sarayı’nın tamamını ve bahçesini gezmek gibi bir düşünceniz varsa, bunun için tüm gününüzü ayırmanız gerekebilir.

2300 odalı Versay Sarayı içerisinde görmeniz gereken önemli alanlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz; Aynalar Salonu, Venüs Salonu, Mars Salonu, Hercule Salonu, Büyük Galeri, Kraliyet Şapeli, Kraliyet Daireleri ve Kraliyet Opera Salonu. Bu arada bilmeyenler için hatırlatalım. 1678 – 1684 yılları arasında yapılan Aynalar Salonu (Hall of Mirrors) II. Dünya Savaşı’nı sonlandıran Versay Antlaşması’nın imzalandığı oda olduğu için tarihi önemi yüksek bir yer.

Versay Sarayı Bahçeleri de tıpkı sarayın kendisi gibi harika bir tasarıma sahip. Bu alanda dikkat çeken yapıların başında ise Mevsim Çeşmeleri, Neptün Çeşmesi, Apollo Çeşmesi, Hayvanların Kavgası Çeşmesi, Ejderha Çeşmesi ve Aynalar Çeşmesi geliyor. Dönemin en iyi sanatçıları tarafından yapılan yüzlerce heykelin süslediği Versay Bahçeleri dünyanın en büyük açık hava müzelerinden birine dönüşmüş.

Paris merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Versay Sarayı’na (Le Château de Versailles) RER trenlerini kullanarak ulaşım sağlayabilirsiniz.

Versay Sarayı giriş ücretlerini ve Versay Sarayı ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Paris Versay Sarayı

Tuileries Bahçesi

Paris’in tam göbeğinde, Concorde Meydanı ve Louvre Müzesi’nin ortasında yer alan Tuileries Bahçesi, Paris gezinizde sık sık uğrayacağınız en güzel yeşil alanlardan biri. Bu bahçe 1564 yılında yapılan, 1871 yılında Fransa’da çıkan ayaklanmada ise yakılıp yıkılan Tuileries Sarayı’nın bir parçası olarak inşa edilmiş. Saraysız kalan bahçe şu an sanki Louvre Müzesi’nin bir parçasıymış gibi görünse de aslında ayrı bir yer.

İçinde kocaman bir lunaparkın da bulunduğu Tuileries Bahçesi yürüyüş yolları, heykelleri, süs havuzu ve çevresindeki kafeleri ile oldukça huzurlu ve sakin bir mekan. Şehir turu sırasında biraz soluklanmak için Tuileries Bahçesi ideal bir seçenek.

Paris En Güzel Parklar Bahçeler

Paris, müzeleri ve tarihi yapılarıyla olduğu kadar düzenli yeşil alanları, parkları ve botanik bahçeleriyle de dikkat çekiyor. Bu tarz yerlerde vakit geçirmekten hoşlananlar için Paris’in en güzel parklarından birkaçını daha listeleyelim.

Görülmeye Değer Paris Parkları ve Bahçeleri

# Boulogne Ormanı: Paris’in batısında, Sen Nehri kıyısında yer alan büyük bir yeşil alan. Bir bakıma Paris’in Belgrad Ormanı sayılır. İçerisinde hipodromlar, hayvanat bahçesi, yürüyüş ve koşu yolları, piknik alanları, göller ve botanik bahçeleri bulunuyor.

# Buttes Chaumont Parkı: Paris 19. Bölge’de yer alan park yaklaşık 25 hektarlık büyük bir alanı kaplıyor. Buttes Chaumont yüksek bir tepede kurulu olduğu için çok güzel bir şehir manzarasına da sahip. Parka ulaşmak için metronun Botzaris durağında inebilirsiniz.

# Monceau Parkı: Merkezi bir noktada yer alan Monceau Parkı’na Şanzelize Caddesi’nden yürüyerek ulaşabilirsiniz. Park ufak olsa da müze ve alışveriş merkezlerine yakınlığı nedeniyle sıkça ziyaret edilen bir yer.

# Montsouris Parkı: Paris 14. Bölge’de yer alan Montsouris Parkı turistik alanlara biraz uzak kaldığı için sessiz, sakin bir yer. İçinde geniş bir göl ve ufak bir restoran bulunan parka RER tren hattını kullanarak ulaşabilirsiniz.

# Villette Parkı: Paris’in en büyük parklarından biri olan Villette, şehrin kuzeydoğusunda yer alıyor. l’Ourcq Kanalı’nın içinden geçtiği bu bölge “Bilim ve Kültür Parkı” olarak da anılıyor. 55 hektarlık bir alana yayılmış olan Villette Parkı’nın içinde müzeler, sinema, konser salonu, canlı performans alanı ile çocuk oyun alanları bulunuyor.

Paris Doğal Güzellikler

Concorde Meydanı

Paris’in en ünlü meydanı olan Place de la Concorde, Şanzelize Caddesi ile Tuileries Bahçesi arasında yer alıyor. 1750’li yılların ortasında yapılan Concorde Meydanı, Kral XV. Louis’nin heykelinin dikilmesi için seçilen bir alanmış. Bir dönem kralın ismi ile anılan meydan daha sonra yaşadığı kanlı isyanlar sebebiyle Concorde Meydanı olarak isimlendirilmiş. Başta Kraliçe Marie Antoinette’in idamı olmak üzere pek çok olaya şahit olan bu meydan, Fransa tarihinde de önemli bir yere sahip.

Concorde Meydanı’nın ortasında Mısır’daki Luksor Tapınağı’ndan getirilmiş bir Dikilitaş bulunuyor. Meydan, içinde bulunan heykeller ve havuzlar, etrafını çevreleyen tarihi binalarla adeta bir açık hava müzesi gibi. Yaklaşık 8 hektarlık bir alanı kaplayan Concorde Meydanı, Paris’te gezilmesi gereken yerlere yakınlığından dolayı muhtemelen sık sık yolunuzun düşeceği bir mekan. “Paris’te nerede kalınır?” sorusuna cevap arayanlara bu meydan çevresini rahatlıkla önerebiliriz.

Paris Ünlü Meydanlar

Paris’te ziyaret edebileceğiniz diğer turistik meydanlar;

# Vosges Meydanı: Yine merkezi bir konumda bulunan bu meydan 1600’lü yılların başında inşa edilmiş. Notre Dame’ın Kamburu ve Sefiller gibi dünya klasiği olmuş kitapların yazarı Victor Hugo’nun bir dönem yaşadığı ev de Vosges Meydanı’nda bulunuyor. Şu an müze olan evi ücretsiz olarak gezebilirsiniz.

# Vendome Meydanı: Paris 1. Bölge’de yer alan Vendome Meydanı’nın geçmişi 1702 yılına kadar uzanıyor. Tarihi meydanın en dikkat çeken özelliği ise ortasında bulunan 44 metrelik Vendome Sütunu. Bu şatafatlı meydanın çevresinde şu an çok lüks ve aşırı pahalı mağazalar yer alıyor. Eğer ucuzluk peşindeyseniz, Vendome Meydanı’nı şöyle bir turladıktan sonra arkanıza bile bakmadan hızla oradan uzaklaşabilirsiniz.

Disneyland Paris (Euro Disney Resort) Eğlence Parkı

Çocuklar ve içindeki çocuksu ruhu kaybetmeyen yetişkinler için Paris’in vazgeçilmez mekanı olan Disneyland, 1992 yılından bu yana hizmet veriyor. Disney’in masal dünyasını yansıtan bu tema parkı iki kısımdan oluşuyor; Disneyland Park ve Walt Disney Studios. Yaklaşık 2 bin hektarlık alan üzerine kurulu olan parkta onlarca oyun alanı, alışveriş merkezi, kafe ve restoranlar var. Çocukları eğlendiren Walt Disney çizgi film karakterlerini parkın her köşesinde görebiliyorsunuz. Parkın 2002 yılında hizmete giren Walt Disney Studios bölümünde ise daha çok Marvel, Star Wars ve Pixar hayranlarına hitap eden eğlenceler, aktiviteler var. Bu kısımlar genelde film stüdyoları gibi tasarlanmış ve adrenalin tutkunlarına hitap ediyor.

Disneyland, Paris kent merkezine yaklaşık 32 kilometre uzaklıkta. Parkı isterseniz bireysel, isterseniz bir tura dahil olarak gezebilirsiniz. Kendi imkanları ile gidecek olanlar RER trenlerini kullanarak bölgeye ulaşabilirler. Disneyland Paris’in içerisinde konaklama imkanı sunan farklı oteller de mevcut. Eğer burada 1 günden fazla vakit geçirmek isterseniz, parkın içindeki otellerde kalabilirsiniz.

Disneyland Paris giriş ücretleri, ziyaret saatleri ve otel fiyatları hakkında tüm detayları resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Pompidou Merkezi

Paris’in önemli kültür-sanat merkezlerinden biri olan Pompidou, 1971-1977 yılları arasında inşa edilmiş. İsmini Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı George Pompidou’dan alan bu tesis yüksek teknoloji mimari üslubuna göre yapılmış ve 10 katlı binanın tamamında çelik malzeme kullanılmış. 1970’li yıllarda böylesine farklı bir mimarinin uygulanması Parislileri o dönem epey şaşırtmış tabi.

Pompidou Merkezi’nin içerisinde on binlerce çağdaş-modern sanat eserinin sergilendiği bir müze (Musee National d’art Moderne), devasa bir kütüphane, sergi salonları, sinema, mağazalar, kafe ve restoranlar bulunuyor. Binanın en üst katında ise Paris manzaralı güzel bir seyir terası var. Georges Pompidou Kültür ve Sanat Merkezi, sanatseverler için Paris gezisine dahil edilebilecek ilginç bir mekan. İçini gezmeseniz bile yapının kendisini görmeye gidebilirsiniz. Ayrıca Le Marais olarak adlandırılan bu bölge Paris’in en hareketli semtlerinden biri. Şehirde konaklama için bu civarı da değerlenebilirsiniz.

Paris Yeraltı Mezarları (Catacombs of Paris)

Paris, yer üstünde olduğu kadar yer altında da çok ilginç mekanlara ev sahipliği yapıyor. Ama bu kez bahsedeceğimiz yer pek herkese göre değil.

Catacombs isimli Paris Yeraltı Mezarları kilometrelerce uzunluktaki tünellerden oluşuyor. Ve bu tünellerde 6 milyonu aşkın insanın iskeleti var. Sanki bir sanat eseri yapar gibi duvarlara nizami şekilde dizilmiş milyonlarca kafatasından bahsediyoruz. Onlarca girişi olan bu devasa mezarlığın 1,5 km’lik kısmı ziyarete açık. Peki Paris’te böyle bir mezarlık neden/nasıl yapılmış? Onu da kısaca anlatalım.

1700’lü yılların sonunda Paris’te salgın hastalıklar baş göstermiş. Öyle ki gün içinde sokağa çıkan Parisliler her gün etrafta bir sürü ceset görüyorlarmış. Artık mezarlıklar tamamen dolmaya, sokaktaki ölü insan sayısı yaşayanların sayısını geçmeye başlamış. Buna bir çözüm arayan yerli halk, ölen insanları şehrin eski taş ocaklarına götürüp buradaki koridorlara düzgün şekilde istiflemeye başlamış. Hatta hastalığı yaydığı düşünülen diğer mezarlıklardaki ölüleri bile çıkartıp buraya taşımışlar. Sonunda ortaya bu “Ölüler Şehri” çıkmış. Cesaret benim göbek adım diyenler Paris turuna Catacombs’u da dahil edebilirler. Mezarlığın ana girişi Colonel Henri Rol-Tanguy Bulvarı’nda yer alıyor. Günlük ziyaretçi sayısı kısıtlı olduğu için biletinizi önceden ya da online olarak almanız önemli.

Paris Yeraltı Mezarları (Catacombs of Paris) giriş ücretlerini ve ziyaret saatlerini resmi siteden güncel olarak takip etmek için ➜ tıklayın.

Catacombs of Paris

Pere Lachaise Mezarlığı

Ünlüler mezarlığı olarak bilinen Pere Lachaise, 1804 yılında mimar Alexandre Théodore Brongniart tarafından inşa edilmiş. Mezarlık ilk yapıldığı yıllarda şehir merkezine uzaklığı nedeniyle halk tarafından pek rağbet görmemiş. Ta ki Molière ve Jean de La Fontaine’in mezarları 1817 yılında buraya taşınana kadar. İki ünlü Fransız yazarın Pere Lachaise Mezarlığı’na defnedilmesiyle mezarlığın namı almış yürümüş. Şu anda yüzbinlerce insanın yattığı Pere Lachaise’de kimler yok ki!

Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, Oscar Wilde, Honore de Balzac, Frederic Chopin, George Bizet, Auguste Comte, Edith Piaf, Jim Morrison, Camille Pissarro, Apollinaire, Marcel Proust, Auguste Blanqui, Maria Callas… Anlayacağınız içerisi Şampiyonlar Ligi gibi. Mezarlık deyip geçmemeniz gereken bu yere her yıl milyonlarca turist uğruyor.

Paris 20. Bölge’de yer alan Pere Lachaise Mezarlığı’na metronun Père Lachaise durağında inerek ulaşabilirsiniz. (Ahmet Kaya’nın mezarı 71, Yılmaz Güney’in mezarı ise 62. bölümde.)

Paris’te Görülecek Diğer Yerler

Vakti bol olanlar için, Paris gezisine dahil edilebilecek birkaç ekstra mekan tavsiyesi daha verelim ve Paris gezisi blog yazımızı sonlandıralım.

# Lafayette Galerisi: Paris 9. Bölge’de bulunan Galeries Lafayette, şehrin en eski ve en prestijli alışveriş merkezlerinden. Özellikle modayı yakından takip edenlere hitap eden bir mekan.

# Les Passages Couverts de Paris: Paris’in kapalı çarşısı diyebileceğimiz, pasajlarla dolu bir yer. 19. yy’dan kalma bu pasajlar mimarisi ile de göz dolduruyor. Çeşit çeşit dükkanların bulunduğu Les Passages Couverts, Paris 2. Bölge’de, oldukça merkezi bir konumda.

# Rue Crémieux: Gare de Lyon bölgesinde yer alan bu sokak rengarenk boyalı evleriyle popüler olmuş bir yer. Karşılıklı iki katlı şirin evlerin dizili olduğu Rue Crémieux özellikle fotoğraf sanatçılarının gözde mekanlarından.

# Madeleine Kilisesi: Atina’nın meşhur Akropolis’ine benzerliğiyle dikkat çeken Madeleine Kilisesi, Paris 8. Bölge’de yer alıyor. Yapımı 1842’de tamamlanan kilise gösterişli sütunları, üçgen alınlıklı çatı düzeni ve iç tasarımı ile Paris’in görülmesi gereken yerlerinden.

# Montparnasse Kulesi: Kendisiyle aynı ismi taşıyan semtte bulunan Montparnasse, Paris’in en yüksek binalarından biri. Montparnasse Kulesi’nin teras katı, özellikle Eyfel Kulesi’ni güzel bir açıdan fotoğraflamak isteyenler için harika bir yer.

# Pont Neuf: Türkçe “Yeni Köprü” anlamına gelen Pont Neuf, ilginç bir şekilde Paris’in en eski köprüsünün adı. Gerçi İstanbul’un en eski camilerinden birinin ismi de Yeni Cami. O yüzden pek şaşırmamak lazım. Sen Nehri‘nin ortasındaki Cité Adası‘nın batı ucunda yer alan bu tarihi köprü çok güzel bir manzaraya sahip. Zaten muhtemelen Paris gezinizde defalarca üzerinden geçeceksiniz.

# Arap Dünya Enstitüsü (Institut du Monde Arabe): Burası bir müze, eğitim kurumu ve araştırma merkezi. Arap Dünya Enstitüsü 1980 yılında, 18 Arap ülkesinin bir araya gelip Fransa ile anlaşması sonucu kurulmuş. Arap coğrafyası ile Fransa arasında bilim, sanat ve teknoloji işbirlikleri yapıp, Fransa’da Arapça ve Arap kültürel değerlerini tanıtmak amacıyla kurulan bu tesis zamanla büyüyüp gelişmiş. Günümüzde Fransa’nın sembol yapılarından birine dönüşmüş. Özellikle İslami sanatın zenginliğini ve çeşitliliğini görmek isteyenlere hitap eden farklı bir yer.

YURT DIŞINDA BEDAVA YA DA UCUZ KONAKLAMA YOLLARI (TIKLAYIN)

Institut du Monde Arabe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir