Kapat
Dünya Haritasını İncelemek

Sevgili fakir kardeşim. Birisi sana dışarıda yemek yemeyi teklif ettiğinde “Ne gerek var, evde makarna var dünden, ısıtır yeriz” diyecek kadar cebin delikken, sen bu yoklukta bir de dünya turuna çıkmayı hayal ediyorsun değil mi? Simit, ayran alırken bile 2 kere düşünecek durumdayken bir de ülke ülke dolaşmayı falan kuruyorsun kafanda.
Kur tabi, ne olmuş yani, hayatımız fakir olabilir ama hayallerimiz de fakir olacak değil ya! Zaten dünya turu işinde gücünde zengin insanların hayali değil ki… Onların zamanı servete servet katma telaşıyla geçip gidecek. Dünyayı keşfetmek sana bana kalıyor.

Tebdil-i Mekanda Ferahlık Vardır

Atalarımız bile yer değiştirin ki ferahlık bulasınız derken, anneniz, babanız, teyzeniz, iş arkadaşınız size hep sigortalı bir işte çalışıp, tüm gençliğinizi iş-ev arası mesai yaparak geçirmenizin ne kadar harika bir şey olduğu anlatıyorlar değil mi?

“Sigortalı iş”!

Öyle anlatılıyor, öyle bir abartılıyor ki.. Bilmeseniz toplumun en kutsal değerlerinden biri sanırsınız. Biz size sigortasız olun, sigortaya karşıyız demiyoruz. Ama hayatımızın merkezinde bu olmamalı!

Patronunuzun sözünden çıkmamanızı, askerlik, evlilik, çoluk-çocuk, krediler, taksitler, emeklilik derken ölüp gitmenizi tembihleyip duruyorlar. Bir düzen kur, otur oturduğun yerde. Ne işin var sağda solda. Standart yaşa, farklı düşünme, farklı şeyler yapma, paradigmaların dışına çıkma. Falanlar filanlar.. Belki direkt böyle söylemiyorlardır ama özeti budur diyebiliriz.

Türk halkı olarak bırakın dünya turunu, yıllardır oturduğumuz mahalleden bir başka semte taşınmak bile korkutucu geliyor birçoğumuza maalesef. Alışık olduğumuz hiçbir düzenden vazgeçemiyoruz. Her gün bildiğimiz yoldan işe gitmek istiyoruz. Bir arka sokağı keşfetmek hiç aklımızın ucundan bile geçmiyor. Monotonluk genlerimize işledi diyebiliriz. Göçebe atalardan gelip de yerleşik hayata nasıl bir geçiş yaptıysak çakılıp kaldık gerçekten. Başka kültürlere, coğrafyalara bir türlü açılmaya cesaret edemiyoruz. Çocuklarımızı da aynı kendimiz gibi bu monoton sistemin parçası haline getiriyoruz.

“Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir.”
Paulo Coelho

Uzun soluklu bir dünya turuna çıksanız, kaldığınız hostellerde, otellerde bir sürü Alman vatandaşı, Japon Vatandaşı, İngiliz, Amerikalı vs.. görüyorsunuz. İki farklı Alman, Tanzanya’da bir hostelde karşılaştıklarında “Aaa sende mi Almansın!” diye şaşırıp kalmıyorlar. Çünkü her yerdeler. Sürekli geziyorlar, keşfediyorlar, gelişiyorlar. Ülkeleri, hükümetleri, yasaları, kanunları bile gezenlere destek sağlıyor. Yeter ki görün, öğrenin, keşfedin. Hadi biz neden fazla gezmiyoruz, dünyayı keşfetmek istemiyoruz onu geçtik, neden gezmek isteyene tuhaf gözlerle bakıyoruz bu da ayrı bir muamma.

“Yeryüzünü size hizmete hazır, uysal bir binek gibi kılan da O’dur. Haydi öyleyse siz de onun omuzları üstünde rahatça dolaşın. O’nun takdir ettiği rızıklardan yiyin, istifade edin. Dönüş ancak O´nadır.”
(Mülk Suresi, 67/15)

“Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” sorusuna cevap bulmak zorundan değiliz ki. Hem okuyup hem gezmek varken neden birini seçelim!

Ronaldo mu, Messi mi? Neden birini seçelim, ikisini izlemekten de keyif alsak olmaz mı?

Maalesef pek olmuyor gibi güzel ülkemizde.

Neyse konuyu çok dağıtmayalım. Herkesi olduğu gibi kabul edip biz yolumuza bakalım. Bir yazar abimizin dediği gibi; “Başkalarını memnun etmek için yaşarsan herkes seni sever, kendin hariç”.

İyi de bir insan neden dünyayı gezip görmek ister?

The Matrix filmindeki bir sahnede Kahin, Neo’ya seçilmiş kişi olup olmadığını soruyordu. Neo bunu bilmediğini söylediğinde Kahin şöyle bir cevap veriyor;

“Sana küçük bir sır vereceğim. O kişi olmak aşık olmak gibidir. Kimse sana birine aşık olduğunu söyleyemez. Sadece sen bilirsin. Her şeyinle. Tüm bedeninle.”

Bir insanın neden dünyayı gezip görmek istediğini başkalarına madde madde anlatmasına gerek yok. Bu bir tutkudur. İçten içe büyüyen bastırılması zor bir tutku. Sadece sizin hissedebileceğiniz. Belki de çoğumuzda var ama dışa vurabilenler olarak sayımız az. Çok kişiden duyarsınız, “Alıp başımı çekip gideceğim buralardan” diye ama yapanına pek denk gelmediniz değil mi?

Bu tekdüzelik var ya, sigara gibi aslında, bağımlılık yaptığı gibi insanı yavaş yavaş da öldürüyor.

Mesele bir yere varmak değil, mesele keşfetmek..

Gezmek için çok farklı nedenleriniz olabilir. Bir şeylerden kaçmak için gezilmez zaten. Ya da hayatın anlamını bulmak için. Sebebi çok önemli değil bizce. Neşeli olan bir insana neşesinin sebebini sormanıza gerek yok. Neşeli olmak iyidir. Seyahat etmek isteyen bir insan için de sebebe lüzum yok. Seyahat iyidir.

Peki hayran hayran takip ettiğimiz, duyduğumuz, özendiğimiz bu gezginler nasıl böyle aylarca, yıllarca gezebiliyorlar?

Nereden geliyor bu değirmenin suyu? (Gezgin olacaksanız bu soruyla çok muhatap olacaksınız. 🙂 )

Zamanında parayı vurmuş, şimdi gezer tabi. Ya da aileden zengindir ne olacak. Baba parası biter mi, ye yiyebildiğin kadar! Babası yıllarca çalıştı, çocuğu orada burada yiyor!

Bu iki durum da olabilir aslında ama emin olun o hayran hayran imrendiğiniz gezginlerin çoğu bu iki kategoriye girmiyor. Gömü falan da bulmadılar. Kendilerini geçindirecek bazı yolları keşfettiler, uyguladılar ve yola çıktılar hepsi bu.

Eğer sadece fakirsen sıkıntı yok, bir çözüm bulunur elbet. Ama eğer hem fakir hem tembelsen bu iş sana göre değil. Sana tavsiyemiz bu başlığı hemen terk et. Yarına erteleyecek çok işin vardır senin şimdi. Dünyayı gezip görme işini de ertele gitsin.

Parası az ama cesareti çok kardeş. Sözümüz sana. Yanaş hele şöyle, konuşalım.

İyi de nasıl yapıyorlar bu işi!
Bedava dünya turu yapılır mı?
Çok para lazım değil mi gezmek için?
Dünya turuna çıkmak için ne kadar para gerekli?
Nerede yatar uyurum, ne yer ne içerim?

Şunu baştan söyleyelim. Bedava dünya turu diye bir şey yok maalesef. Seni bugün halihazırda yaşadığın şehir merkezinde bile cebinde 5 kuruş olmadan meydana bıraksak nasıl gezeceksin?

Otobüs şoförüne biletim yok, idare et kaptan deyip geçebiliyor musunuz?

Bakkaldan sevgi karşılığı ekmek alabilen falan gördünüz mü?

Bu macerada bedavacılık yok ama bedavacılığa gerek de yok. Balık tutmayı öğrenirsek başkasının balığına minnet etmeyiz.

“Neden burada olduğunu biliyorum. Ne yaptığını biliyorum. Neden az uyuduğunu… Yalnız yaşadığını ve her gece bilgisayar önünde neden sabahladığını biliyorum. Onu arıyorsun. Biliyorum, çünkü ben de bir zamanlar aynı şeyi arıyordum. Sonra o beni bulduğunda aslında onu değil, bir yanıtı aradığımı söyledi. Bizi harekete geçiren soru bu Neo. Seni buraya getiren de bu soru. Soruyu biliyorsun… Tıpkı benim gibi.”

Biz belki Matrix’ten dışarı çıkamayacağız…
Ama yola çıkmak için nasıl para kazanabiliriz?
Yolda nasıl gelir oluşturabiliriz?
Nasıl daha az harcar, birçok masrafımızdan kurtulabiliriz?
Şu özgürlüğün tadını biraz da olsa nasıl alabiliriz?

Bu konulara ufak ufak bir girelim bakalım.

Bir gün Ekvador’un başkenti Quito’da kaldığımız hostele gitmek için yürüyoruz. Bir parkın hemen yanındaki caddede, kırmızı ışıkta yayalara yeşil yanması için bekler haldeyiz. Yanımızdaki trafik lambasının alt kısmına bir halat bağlanmıştı. Halatın yanında gezgin olduğu çok belli, yabancı uyruklu, sırt çantasıyla genç bir adam gözleri ışıkta, çömelmiş vaziyette duruyor. Bir de aynı tarz kıyafetler giymiş bir kız var ama o birkaç adım geride parkın kenarındaki bir ağaca yaslanmış vaziyette. Dinleniyor gibi bir hali var.
“Bu ne yapıyor böyle acaba?” diye baktık bir süre elemana.

Sonra yayalar için yeşil yanınca, o genç adam halatın diğer ucunu tutup hızlıca yolun karşısına geçti ve diğer taraftaki trafik lambasına halatı gergin bir şekilde bağladı. Biz de ne yapacağını görmek için karşıya geçmeden durup bekledik. Eleman koşarak geri gelip çantasından seri şekilde birkaç labut ve çember şeklinde bir şeyler çıkardı. Ve o yola gerdiği, yerden bir 40-50 cm. havada duran ipin üzerine çıkarak elindeki labutları çevirmeye başladı. Adam 20 saniye içinde ortamı sahneye çevirdi ve şovuna başladı. Baya şaşırdık ve hayranlıkla izlemeye başladık. Sonra ışıkta duran arabalara baktık, onlar da bizim gibi izliyorlar dikkatle.

Bir dakikaya yakın, adam ipin üzerinde bütün maharetlerini sergiledi. Sonra aşağı inip hızlıca ipi çözüp çantasından çıkardığı şapka ile arabaların arasında gezerek para toplamaya başladı. Millet de 3-5 bir şeyler attı tabi şapkaya.
Işık yandıktan sonra yavaşça kenara gelip, parkın kenarındaki ağacın dibinde oturan kız arkadaşının yanına oturdu. O sırada oradan geçen dondurmacıdan iki külah dondurma istedi. Dondurmaları aldıktan sonra sevgilisiyle omuz omuza parktaki küçük çocukları seyrederek muhabbet etmeye başladılar.

O an düşündüğümüz tek şey, “Ulan herife bak. 3 dakika içinde çalıştı, para kazandı, sevgilisiyle parayı ezdi”.

Bu iki arkadaş gezgindi ve bu yetenekleri sayesinde yıllarca istedikleri gibi ülke ülke, para kazana kazana gezmişler, geziyorlardı. Ofisleri yok, mesaileri yok, patronları yok. Tek sahip oldukları yetenekleri ve cesaretleri.


Kaç para ulan bi’ dünya turu !!!

İşte size yolda para kazandıracak
# 1. Madde : YETENEK

Bu sadece şahit olunan örneklerden bir tanesi. İplerle bileklik örüp satanları mı, tellerle kolye yapanları, resim çizenleri, enstrüman çalanları, dans edenleri mi dersiniz. Birikmiş 5 kuruş paraları olmadan ya nasip deyip çıkmışlar yollara. Gezdikçe kazanmışlar, kazandıkça gezmişler. Sahip olduğunuz yetenek, cesaretiniz ile birleşirse özgürlükle aranızdaki perdeleri yırtmamak için sebebiniz kalmaz. Peru’da sadece otobüslerde kukla oynatarak aile geçindiren insanlar tanıdık. Zaten Güney Amerika otobüsleri panayır yeri gibi. Ne yetenekler heba olup gidiyor haberimiz yok!

Kendiniz yapamıyor musunuz! Kadıköy – Beşiktaş vapurunda harika gitar solosu çalan arkadaşlar var ya hani. Onları ayartın beraber çıkın bari. Kıps. 👌

Dünyayı saran örümcek ağı: İNTERNET

21.yy’da internet tüm dünyayı tam olarak ele geçirmiş vaziyette. Dünyanın en büyük alışveriş devleri Amazon ve Aliexpress’in neredeyse kendi imalatı yok, her ülkede taksi hizmeti sağlayan Uber’in kendi aracı yok, nereye giderseniz gidin kiralık ev bulabileceğiniz Airbnb’nin kendi gayrimenkulü yok, Netflix’in bir tv kanalı bile yok. Düşünsenize bir taksi plakası ne kadar? Ve Uber olabilmek için milyonlarca taksi plakası almanız gerekiyor. Milyonlarca üst düzey araçlara sahip olmanız gerekiyor. Ama Uber’i ortaya koyan ince fikir, başkalarının araçlarını ve insan gücünü kullanıyor olması. Ne eleman derdi var, ne sigorta, ne tazminat vs.. Aynı şekilde Amazon dünyadaki birçok ürün ve markanın sahibi gibi olmuş durumda.

Teknolojinin karanlık yüzünü gömebiliriz belki ama iyi tarafından bakarsanız bu imkanlara daha önceki hiçbir nesil sahip olamadı. Oturduğunuz koltuktan kalkmadan iş kurabiliyor ve para kazanabiliyorsunuz. Teknolojinin esiri olmayı değil tam aksine o teknolojinin size özgürlüğü vermesini seçebilirsiniz.

# 2. Madde : BLOG YAZARLIĞI

Çağımızın en büyük patronu Google, dünyanın en ücra köşelerindeki insanlara bile iş imkanı sunup para kazanmalarını sağlıyor. Bunun önemli kanallarından biri de blog yazmak. Blog yazarı olmak için öyle teknik taktik bilgilere, kod yazarı falan olmanıza gerek yok. Artık bilgisayar yazılımlarında her şeyin hazırı var. Eskiden olduğu gibi uzun uzun site kurulumlarıyla uğraşmıyorsunuz. Burada esas önemli olan güzel bir konu, kendinize özgü bir alan seçmek.

Bu alan sizin uzmanlık alanınız olabilir. Bilgi sahibi olduğunuz bir alanda kendi özgün yazılarınızı paylaştığınız bir blog açabilirsiniz.
Eğer herhangi bir uzmanlığınız yoksa bu sefer ilgi duyduğunuz bir alan seçebilirsiniz. İlgilendiğiniz alanla ilgili yazı yazmak isterken bol bol araştırma yapacak, okuyacak ve o konuyla ilgili zamanla zaten bilgilenecek ve uzman olmaya başlayacaksınız. Blog yazma işine başlarken birkaç önemli hususa dikkat etmeniz gerekli. Birincisi yazılarınız özgün olmalı. Oradan buradan kopyala yapıştır içeriklerle site kurmaya çalışırsanız, ne kendinize ait bir takipçi kitlesi oluşturabilirsiniz ne de Google tarafından sevilirsiniz. Google sizi sevmezse para da kazandırmaz.

İkinci husus ise seçtiğiniz alanın öncelikle size hitap etmesi. Eğer zamanla sıkılacağınız ve üzerine gitmeyeceğiniz bir konu seçerseniz yarı yolda patlarsınız. Az-çok bilgili ve ilgili olduğunuz bir kulvarda yürümeniz önemli. Çünkü blog açtıktan 1-2 hafta sonra hesabınıza para akmaya başlamayacak. İstikrarlı şekilde süreklilik sağlamanız gerekiyor. Önce içerik olarak siteniz dolacak, insanlar sitenize birçok konuda sık sık uğramaya başlayacak. Yüksek tıklanma sayısına ulaşınca da sitenizdeki reklamlar size para kazandırmaya başlayacak. Bu süreç öyle ha deyince gerçekleşmiyor. O yüzden ilginizi diri tutacak konular üzerinde yoğunlaşın. Kurduğunuz blog ile az da olsa para kazanmaya başlayınca bu konuya daha çok ilgi duymaya başlayacaksınız ve çıtayı yükselteceksiniz. İnternet sitesi üzerinden para kazanmak demek zamandan ve mekandan muaf şekilde ticari bağımsızlığınızı ilan etmeniz demek. Dünyanın neresinde olursanız olun bir internet bağlantısıyla orası sizin şirketiniz haline geliyor. Bir gezginin bundan daha mükemmel bir işi olabilir mi?

Açacağınız blog sayfasında faydalı bilgiler verin. Uyduruk, yanlış ve lüzumsuz bilgilerle insanların vaktini harcamayın. İnsanlar sitenizi sevsin, faydalansın. Hem insanlığa faydanız olsun hem de ziyaretçiler geri dönsün. Faydalı yazılar hem paylaşılır hem de uzun vadeli hit sağlar.

Ufak bir tavsiye.. Günübirlik içeriklerden kaçının. Yazdığınız yazı belli bir zamanı ilgilendiriyorsa sizi çok yorar. Zamanla yarışamazsınız. Buna gücünüz yetmez. Bunun yerine kalıcı ve uzun vadeli yazılar yazın.

Seçeceğiniz konu spesifik bir alan olsun. Konuyla ilgili yüzlerce blog varsa ve blog sayfalarının içinde çok büyük firmalar varsa ilk sayfalarda çıkmanız zor. Bu sebeple emekleriniz boşa gitmesin diye daha spesifik bir konu seçebilirsiniz. Örneğin: Kedi bakımı, cilt bakımı, bahçe işleri vs… Eğer gezginseniz ya da gezgin olma hayali kuruyorsanız illa gezi blogları üzerine yoğunlaşmanıza gerek yok. Ufkunuzu daha geniş tutun.

# 3. Madde : STOK FOTOĞRAF VE VİDEO SATMA

İnternet üzerinden bir diğer para kazanma yöntemi çektiğiniz fotoğraf ve videoları, global stok web siteleri üzerinden satmak. Tabi bunun için bir kameraya ve biraz göz zevkine ihtiyacınız var. Eğer halihazırda fotoğraf ve video çekmeyi seven biriyseniz bu işi kavramanız kolay olur. Tecrübeniz yok ama ilgi duyuyorsanız öğrenmek için bir süre pratik yapmanız yeterli olacaktır.

Istock, shutterstock gibi onlarca stok sitesi mevcut. Bu siteleri gezerek sınırsız sayıda fotoğraf ve video örneği görebilirsiniz. Gezerken de olabilir, gezmediğiniz süre içinde de olabilir, kafanızda oluşturduğunuz konseptlerle ilgili fotoğraf ve video çalışmaları yapabilirsiniz. Bu sitelere üye olmak oldukça kolay. Ama zor olan şu ki bu sitelerde yüz binlerce fotoğraf ve video mevcut. Ve bu arşiv günden güne artıyor. Sizin bu pastaya dahil olmanız için iyi bir göze ihtiyacınız olacak. Bu da zamanla kazanılan bir tecrübe. İlk başlarda çektiğiniz görüntüleri kendiniz de beğenmeyeceksiniz ama iş ilerledikçe daha profesyonel görüntüler yakalayacaksınız.

Burada yine blog yazarı olmak gibi istikrar sağlamak önemli. İyi kötü demeden stok sitelerine kendi portfolyonuzu yükleyip zamanla arşivinizi genişletmeniz gerek ki satış yapabilme ihtimalinizi artırabilesiniz. Ne kadar çok ürün satışa koyarsanız müşteri potansiyeliniz o kadar artar. Bu sitelerdeki üst düzey profesyonel çekimleri görünce gözünün korkmasın. Çünkü herkes en iyi görüntüyü değil kendi ihtiyacı olan görüntüyü satın almak ister. Hiç beklemediğiniz ve beğenmediğiniz fotoğraflarınız başka birinin tam ihtiyacını karşılayabilir. Bunu bilemezsiniz. Zamanla hem bu stok sitelerinin mantığını kavrayacak hem de kendinizi daha iyi geliştireceksiniz. Stok fotoğraf ve video satışı bir gezgin için mükemmel bir meslek.

Stok fotoğraf ve video satabileceğiniz belli başlı bazı siteler şunlar;

# 4. Madde : GÖNÜLLÜ OLARAK ÇALIŞMAK

Dünya çapında, gönüllü çalışan arayan yerler ve bu yerleri size sunan web siteleri mevcut. Aşağıda linklerini verdiğimiz en popüler gönüllü çalışan (voluntary) arama siteleri bu konuda size müthiş kolaylık sağlayabilir. Üyelikleri ücretsiz.

Peki ne tarz kişiler bu gönüllü çalışan arayanlar?
Kötü yola düşmeyelim şimdi durduk yere.
Dünyayı gezeceğiz diye sakata gelmeyelim. (:

Çiftlikler, hosteller, okullar, aile evleri… Sizden bekledikleri hizmete karşılık ücretsiz konaklama ve yeme içme sağlayan bir dünya insan mevcut.

Mesela çiftlik ya da botanik bahçesi sahipleri. Hayvan bakımı, sebze meyve yetiştiriciliği, bakım, onarım vs. gibi hizmetlerde yardımcı arayan aileler en sık gönüllü arayan kişiler oluyor. Bu tip işlere eliniz yatkınsa gittiğiniz yerlerdeki gönüllü ilanlarını inceleyerek o kişilerle iletişime geçebilirsiniz.

Aynı şekilde hosteller de sık sık gönüllü çalışan ararlar. Orta seviye bir İngilizce bu konuda size yetecektir. Genellikle resepsiyon işleri, kayıt tutma, yeni gelen gezginlere yardımcı olma gibi faaliyetlere destek olursunuz. Karşılığında o hostelde ücretsiz konaklama ve yemek hizmeti alabilirsiniz.

Aile evlerinde çocuk bakımı ya da hayvan bakımı yapabilirsiniz. Çalışan aileler çocuklarının ya da ev hayvanlarının bakımı için gönüllü çalışanlardan destek almak isterse yine bu sitelere ilan veriyor.

Ayırca dil biliyorsanız gittiğiniz ülkelerde dil eğitimi verebilirsiniz. Doktorluk ve sağlık hizmetlerinde çalışabilirsiniz.
Üzerine ücret alma ihtimaliniz pek yok ama cebinizden para çıkmadan yaşamanın yollarından biridir.

Gezginler için en popüler “gönüllü çalışma programı” sağlayan sitelerden bazıları;

Çiftlik işlerine kendinizi çok kaptırmayın. 😜

Bir ihtimal daha var, o da SOSYAL MEDYA mı dersin!

Dünyayı saran internet ağının en bulaşıcı zehri ise şüphesiz sosyal medya. Bakkaldan ekmeği bile artık internetten sipariş verecek duruma geldik. Herkes, her an nerede, ne yapıyor hem paylaşma ihtiyacı hissediyor hem de başkalarını takip etmek istiyor. Eskiden aileler evin salonunda toplanıp hep beraber hipnotize olmuş gibi televizyona bakardı. Şimdi iş bireyselliğe döndü ve herkes cebindeki telefona kilitlenip kalıyor. Baba ayrı, anne ayrı, çocuklar ayrı hipnotize ediliyor.

Biz size sosyal medyanın zararlarından bahsetmeyeceğiz. Bilakis bu durum sizin için bir avantaj. Çünkü insanların yoğun talep gösterdiği bu mecra aynı zamanda iyi bir pazar demek. Facebook, twitter, instagram ya da youtube fark etmez, başarılı yönettiğiniz ve iyi bir takipçi sayısına ulaşan sosyal medya hesabı reklam ve sponsorluk gibi anlaşmaların kapılarını ardına kadar açar. Kimileri sosyal medyada lüzumsuz şekilde günün en kıymetli vakitlerini kaybeder. Kimileri ise bunlar sayesinde zengin olur. Siz o zenginlerden olun. 🙂

Dünya turuna çıkarken muhteşem bir projeniz olsun ve siz bundan yüzlerce firmaya bahsedip sponsor olmalarını isteyin. Emin olun 1 tane bile olumlu geri dönüş alamazsınız. Ama eğer ciddi etkileşim alan bir sosyal medya hesabınız olursa reklam da sponsor da sizin ayağınıza gelir. Telefonunun şarjı yüzde 10’a düşünce eli ayağı titremeye başlayan bir gençlik var artık. Online olmayınca hayat damarları tıkanan kadınların olduğu bir dünya var. Siz bu hastalığı panzehire çevirip para kazanabilirsiniz. Tıpkı blog yazarlığında olduğu gibi iyi bir alan seçin ve oradan yürüyün. Damardan girin yani.

İnternetten Para Kazanmanın Diğer Alternatif Yolları

Siz kendiniz bir site kurmak istemeyip, hazır kurulmuşu varsa oradan para kazanayım diyebilirsiniz. Bakın bu da mümkün. Freelancer olarak katılıp kendinizi gösterebileceğiniz onlarca yerli yabancı site var. Yetenek alanınıza göre burada kendinize bir dükkan açıyormuşsunuz gibi düşünün.

Kelimelerle aranız çok iyidir, makale yazarsınız.
Yabancı diliniz su gibi akıyordur, çevirmenlik yaparsınız.
Sesiniz hayran hayran dinletiyordur kendini, seslendirmenlik yaparsınız.
Bilgisayar kurdusunuzdur, yazılım geliştirirsiniz.
Renklerle, çizgilerle içli dışlısınızdır, grafik-tasarım yaparsınız.
Videolarla aranız iyidir, kurgu-montaj işi yapar ya da animasyoncu olursunuz.

Size bu imkanları sağlayan, internetten iş yapabileceğiniz bazı siteler;

yerli;

yabancı;

Bunca siteye rağmen hala daha arayış içerisinde olacaksanız biz size daha ne diyelim!

“Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil..”

İnsanların dünya turu ile ilgili çok merak ettiği bazı sorular oluyor;

Dünya turu ne kadar tutar?
Dünya turunun maliyeti nedir?
Dünya turu ne kadar sürer?

Aslına bakarsanız bu sorular özünde çok manasız. Size şimdi bu soruların madde madde cevaplarını vermeyeceğiz. Çünkü gezip görmenin, keşfetmenin bir sonu olamaz. Sonu olmayan bir şeyin de masrafı hesaplanamaz. Çıkıp deseniz ki Türkiye’nin tamamını gezip göreceğim, sırf bu hedef bile yıllarınızı alır. Bir ülkeyi gezmek var, bir de o ülkeden sadece geçmek var. Diyelim ki Japonya’dan bir arkadaş Ankara’da yaşayan sizi ziyarete geldi. Üç gün boyunca Ankara’da gezip tozdunuz, yediniz içtiniz ve arkadaşınız Japonya’ya geri döndü. Şimdi bu Japon arkadaş dese ki “Ben Türkiye’yi gezip gördüm.”

Oldu mu? Yakıştı mı hiç? Olmadı değil mi! Yapmaz zaten. Adam Japon. Akıllı adam bi’ kere..

İşte o yüzden dünyayı keşfetmenin süresi yok. “Dünya turu ne kadar sürer?“ sorusunu soranın ağzına kürekle vurabilirsiniz.

Masraflarınızın limitini yine siz belirlersiniz. Kimi insana günde 50 TL bütçe yeter, kimisi lüksüne düşkündür günlük 500 TL harcasa kesmez.

Dünya turu planlaması yaparken dikkat etmeniz gereken konulardan biri;
En çok gider oluşturacak 3 ana madde;

  • Yol
  • Yemek
  • Barınma

Yolda para kazansanız da, kazanmasanız da bu masrafları minimuma indirebileceğiniz yöntemler mevcut.

# Ücretsiz konaklama imkanı sağlayan couchsurfing sistemini ve en ucuz konaklama yöntemlerini şu yazımızda detaylı şekilde anlattık. İncelemeniz çok faydalı olur.

YURT DIŞINDA BEDAVA YA DA EN UCUZ KONAKLAMA YOLLARI (TIKLAYIN)

# Yemek konusunda ise en güzel çözüm hostel mutfakları. Hostellerin otellerden farklı olarak herkesin kullanımına açık mutfakları olur ve kendi yemeğinizi kendiniz hazırlayabilirsiniz. Yemek hazırlamak için kullanılan tencere, tava gibi ana malzemeler hostel mutfaklarında bulunur. Yıkayarak temiz bir şekilde kullanabilirsiniz. Bu konuda çok hassas iseniz, “Ben başkasının kabından yemek yemem” diyorsanız, kendi çantanıza size ait olan ufak ve hafif birkaç kap kacak atıverin. Gittiğiniz her hostelde kendi malzemelerinizi kullanarak yemek hazırlayabilirsiniz. Dışarıda yemenin maliyetini düşündüğünüzde büyük tasarruf sağlamış olursunuz. Hele bir de usta aşçıysanız, hostelde gezgin dostlarınıza ziyafet bile çekersiniz.

# Ulaşım maliyetini azaltmak için en bilinen çözüm ise otostop. Özellikle Latin Amerika’da otostop ile yollarda olmak diğer coğrafyalara göre daha kolay ve güvenli. Güvenli demişken, dünya turu yaparken en çok çekinilen şeylerden biri güvenlik mevzusu oluyor. Arkadaşlar! Dünya kötü insanlarla dolu, çok kötü bir yer değil. Sizin haberlerde gördüğünüz olaylar gözünüzü korkutuyor ama bir de her akşam haberlerde izlediğiniz Türkiye gündemini düşünün. Trafik kazaları, soygunlar, çocuk tecavüzleri, tacizler, adam öldürmeler, olaylar olaylar.. Dışarıdan birisi bizim memleket haberlerini izlese muhtemelen adım atmaz herhalde Türkiye’ye. Ama haber gündeminde yayınlanan bu olayları orana vurduğumuzda 80 milyonda ne kadar ediyor? Buna bakmak gerek. İstanbul gibi korkunç kalabalık bir şehirde yaşamaya cesaret edebilen birisinin dış ülkelerdeki tehlikeden bahsetmesi biraz abes oluyor. Zaten gezmek için gidip El Kaide kamplarına katılmayacaksınız. Eğer bu yazıyı buraya kadar okuduysanız o cesaret sizde var. Bu dünya güzel insanların hatırına dönüyor zaten, korkmayın!

Size “illa gidin” demiyoruz ama kal demek de gelmiyor içimizden… 😉

Bir Tavsiye;
Dünya turu ne kadar tutar? (2020) sorusunun net bir cevabı yok dedik ama dünya turu maliyetlerini mümkün olduğu kadar kısmanın daha birçok püf noktası var. Ucuz dünya turu yapmanın önemli noktalarından biri de ucuz uçak bileti bulmaktır. Bu konuda size ufak bir öneride bulunalım. Havayolu firmalarının web sitelerinde e-bülten aboneliği kısmı olur. Birçoğumuz ‘Aman reklam içerikli mail falan atmasınlar’ diye bu listeleri görmezden geliyoruz. Fakat havayolu şirketleri büyük – küçük her türlü indirim ve avantajlarını bu bültenler ile müşterilerine birinci elden gönderiyorlar. Hem de bazen hiç küçümsenmeyecek kampanyalar olabiliyor. Fiyatı size çok yüksek geldiği için araştırma zahmetine bile girmediğiniz bir seyahat biletinin bir anda %50 indirime girdiğini öğrenebilirsiniz. Kısıtlı sayıda yapılan bu kampanyalardan haberiniz olması için bu bültenlere mail adresinizi kaydedin ve havayolu şirketlerinin kampanyalarından anında haberdar olmaya çalışın. Çünkü genelde az sayıda bilet için geçerli oluyor. Hiç hesapta yokken bir bakmışsınız o hafta sonu Dubai uçağındasınız!

Türkiye’den vize istemeyen ülkeler hangileri, öğrenmeye başlamak için Latin Amerika Gezi Rehberi yazımıza göz atabilirsiniz.

EN İYİ OTEL REZERVASYON ve HOSTEL BULMA İPUÇLARI (TIKLAYIN)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir