Kapat

Diyarbakır, gezilecek yerler bakımından hem tarihi hem de turistik anlamda Türkiye’nin en zengin illerinden biridir. 11 bin yıldan fazla tarihi geçmişe sahip olan Diyarbakır’da Hurriler, Mitanniler, Hititler, Asurlular, Medler, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok medeniyetin izleri bulunmaktadır. Dünyadaki ilk yerleşkelerden biri olarak kabul edilen Diyarbakır Çayönü Tepesi’nde yapılan kazılar göstermiştir ki, buradaki yerleşim M.Ö. 9300’lere kadar uzanmaktadır. “Diyarbakır” adının bölgeye yerleşmiş Bekr aşiretinden geldiği düşünülmektedir. Asur kaynaklarında ise kentin adı Amidi olarak geçmektedir.

İpek Yolu üzerindeki bu güzel şehir surları, Malabadi Köprüsü, geleneksel düz damlı evleri, müzeleri, mağaraları ve nehirleri ile gezginler için oldukça cömert bir ev sahibidir. Şimdi Diyarbakır’da gezilecek yerler listesine birlikte göz atalım.

Diyarbakır Hakkında Bilgi?

Diyarbakır Surları

Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surları olarak bilinen Diyarbakır Surları, şehrin adıyla özdeşleşmiş bir yapı. Diyarbakır Surları’nın ilk yapılış tarihi bilinmemekle birlikte, tamamı belli bir medeniyete de ait değildir. Surlarda birçok medeniyetten izler görülmektedir. Örneğin Roma İmparatoru Konstantin tarafından onarıldığı ve genişletildiği bilinmektedir. Bununla beraber Eyyubiler, Artuklular, Abbasiler ve Osmanlılar devrinde de sur yapısına eklemeler olmuştur.

Dört ana kapısı (Urfa Kapı, Dağ Kapı, Mardin Kapı, Dicle Kapı) ve 82 burcu bulunan Diyarbakır Surları 12 metre yüksekliğinde, 5 km. uzunluğundadır. En önemli burçları Keçi Burcu, Yedi Kardeş Burcu, Ben-u Sen Burcu ve Nur Burcu’dur. Surlar bazalt taşından inşa edilmiştir. Bu yüzden siyah bir görünümü vardır. Urfa Kapı üçlü kapı sistemine sahiptir. Bu sistemin sağ tarafındaki kapı Roma, ortadaki kapı Osmanlı ve soldaki kapı Doğu Roma zamanından kalmıştır.

Kentin sur duvarları üzerinde Arapça, Türkçe, Süryanice gibi farklı dillerde yazılmış 8 bini aşkın kitabe yer almaktadır. Bu özelliği ile surlar aynı zamanda bir epigrafi müzesidir.

Yedi Kardeşler Burcu Efsanesi

Surun yuvarlak burçları Eyyubiler döneminde inşa edilmiştir. En büyük burçlar ise Artuklular devrinde yapılmıştır. Dicle Nehri üzerindeki köprü Mervaniler dönemine aittir. On Gözlü Köprü de denen bu köprü Osmanlı döneminde büyük bir onarım görmüştür. Köprünün 1065 tarihli kitabesinde “Allah’ın sevabını kazanmak için değerli emirimiz devleti güçlendirici, dinin nizamı, İslam’ın izzeti, zaferini aziz kılması için para sarf etti. Kadı Ebul Hasan Abdülvahit ve bina ustası Saraçoğlu Ubeyd tarafından 467’de yapılmıştır” yazmaktadır.

Diyarbakır Surları, bölgeyi ziyarete gelenler için önemli bir konumda bulunuyor. Çünkü şehirde görülecek en önemli mekanların birçoğu bu çevrede. Surlara geldiğinizde birazdan bahsedeceğimiz Diyarbakır Müzesi, Ziya Gökalp Müzesi, Sülüklü Han, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, Mar Petyun Kilisesi ve Hz. Süleyman Camisi’ni de görmenizi tavsiye ederiz.

Diyarbakır Ulu Camii

639 yılında, Hz. Ömer zamanında şehrin kilisesi olan Mor Toma Katedrali’nin alanına inşa edilmiş olan Diyarbakır Ulu Cami, zamanla farklı binalar eklenerek son şeklini almıştır. Birçok tamir de gören caminin bu şekli 1118 yılına aittir. (Diyarbakır’da Mor Toma Kilisesi’ni aramayın sonra ツ)

1091 Melikşah devrinde temellerine kadar yanan cami eskisine sadık kalınarak tekrar inşa edilmiştir. Cami avlusunun etrafına 4 Sünni mezhebin ibadet ve medrese mekanları sıralanmıştır. Böylece Melikşah 4 mezhebi tek elde toplamış ve bunların belli bir düzen ve öğreti içinde yürümesini sağlamıştır. Cami avlusunda bulunan piramit çatılı açık alan Haricilerin namazgahıdır.

Cami üç sahınlıdır ve bu sahınları dik kesen, mihrap önü aynalı tonozlu bir yapı özelliğine sahiptir. Cami minaresinin gövdesi kare kesitli bir kule şeklindedir. Gövdesinin üst kesimi silindirik ikinci bir gövde ve konik bir külahla son bulmaktadır.

Avlu içerisinde dikkat çeken bir diğer unsur 800 yıllık bir geçmişi olan güneş saatidir. Ünlü bilgin El Cezeri’nin eseri olan saat bir sütun üzerine yerleştirilmiştir. Dış etkenlerle üzerinde yer yer çatlaklar oluşan güneş saati demir parmaklıklarla koruma altına alınmıştır.

Hz. Süleyman Camii ve 27 Şehit Sahabe Türbesi

Kale Cami olarak da bilinen bu ibadethane 1155-1160 (ya da 1169) yılları arasında inşa edilmiştir. Nisanoğlu Ebul Kasım’ın yaptırdığı bu tarihi cami Hz. Süleyman İbn Halid de dahil 27 sahabenin kabrine ev sahipliği yapıyor. Diyarbakır’ın fethi sırasında şehit düşen bu sahabelerin türbesi bölgenin en çok ziyaret edilen mekanlarından biridir. Diyarbakır’a uğradığınızda Hz. Süleyman Camii ve 27 Şehit Sahabe Türbesi’ni ziyaret etmek isterseniz, yoğunluğa yakalanmamak adına hafta içi bir günü tercih etmenizi tavsiye ederiz.

# Diyarbakır’da Bulunan Diğer Tarihi Camiler

  • Şeyh Mutahhar Camii (Dört Ayaklı Minare)
  • Melik Ahmet Camii
  • Behram Paşa Camii
  • Safa Camii

Kara Papaz Kilisesi (Saint George Kilisesi)

Yapılış tarihi kesin olarak bilinmeyen Kara Papaz Kilisesi, Diyarbakır İçkale’nin kuzeydoğusunda bulunuyor. Yapım şekli, sanatı ve kullanılan malzemeleri nedeniyle yapının M.S. 2. yüzyıla ait olabileceği ön görülüyor. Bazilikal planlı kilisenin duvarlarında İncil’de geçen konuların tasvir edildiği freskler ve Selçuklu Sultanı II. Mesud’un portresi resmedilmiştir. Belli bir döneme kadar Hristiyanların mabedi olan kilise, Artuklular zamanında hamama çevrilmiştir.

Saint George Kilisesi

Mar Petyun Keldani Kilisesi

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan Keldani Kilisesi M.S. 4. yy’da Keldaniler tarafından inşa edilmiştir. Siyah bazalt taşından yapılan kilise dört nefli olup ibadet mekanı kemer ve sütunlarla ayrılmıştır. Bazalt taşın yanında yapının inşasında toprak, ahşap ve kireç taşı da kullanılmıştır. Duvar örgüsü ve döşemeler ise blok taşlardan inşa edilmiştir. Kilisenin bulunduğu alanda üç avlu ile birlikte lojmanlar yer almaktadır.

Keldani medeniyetine dair bir not: Keldaniler Eti, Babil, Sümer ve Sami ırklarından gelip Mezopotamya’ya yerleşen bir topluluktur. M.S. 37 yılında Hıristiyanlığı seçen Keldaniler M.S. 1621’de Katolik olmuşlardır.

Meryem Ana Süryani Kadim Yakubi Kilisesi

Kilise Diyarbakır’ın Lalebey Mahallesi’nde bulunuyor. Tarihi kaynaklara göre M.S. 3. yüzyıla ait bir yapı olan Meryem Ana Kilisesi günümüzde hala Hristiyanların ibadetlerini gerçekleştirdikleri aktif bir kilisedir.

Yapıldığı dönemlerde bir tapınak olarak kullanılan mekan 280 yılında kiliseye çevrilmiştir. Ana yapısı 3. yüzyıla dayanan Meryem Ana Kilisesi farklı zamanlarda eklenen bölümlerinden ötürü büyük bir kompleks haline gelmiştir. Bu büyük kompleks içerisinde kilise ana binası, kutsal alan, büyük bir avlu, derslikler ve lojman mevcuttur. Yapı günümüzdeki halini 2004 yılında gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir restorasyon ile almıştır. Ancak tarihi yapısı kesinlikle değişmemiştir. Diyarbakır’da ve çevre illerde bulunan Ortodoks Hristiyanlar ibadet için kiliseye gelmeye devam ederler. Bu yapı Süryani Kadim Yakubi mezhebine ait ibadethanelerden biridir.

Bırkleyn Mağaraları

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde bulunan bu mağaralar, Bırkleyn Çayı yatağının Dördüncü Zaman’da (Kuaterner) meydana gelen çökme ile kapanması sonuncu, çayın Üçüncü Zaman’a (Neozoik) ait kalkerli topraklar içinde yeni bir yatak açmak üzere sürdürdüğü aşındırma sırasında oluşmuşlardır. Yaklaşık 750 metre uzunluğundaki büyük mağaranın üst kesimlerinde, sağ yamaçta iki mağara daha vardır. Bunlardan birinin girişinde Asur kralları Tiglath-Pileser ile III. Şalmanezer’e ait kabartmalar ve yazıtlar bulunmaktadır.

İlk kez 19. yy. sonlarında keşfedilen Bırkleyn Mağaraları, Dicle Nehri’nin iki ana kolundan birinin olduğu yerdedir. Bu noktadan Anadolu ve Kuzey Mezopotamya arasındaki yollardan biri geçmektedir. Bırkleyn adı verilen su, bu yolla kesişmeden önce yerin altından geçer, doğal bir tünelden sonra tekrar yeryüzüne çıkar. Bırkleyn Mağaraları da (Dicle Tüneli) bu alanda bulunmaktadır. Antik çağlarda suyun toprağa indiği bu yere “Dünyanın Bittiği Yer” denirdi ve burası ölenlerin yer altı dünyasına giriş kapısı olarak bilinirdi.

Üç mağaradan oluşan Bırkleyn Mağaraları birbirine paralel olarak uzanan kayaların içerisindedir. Bırkleyn suyunun aktığı mağarada Asur Krallığı’na ait kabartma çivi yazılı kitabeler bulunmaktadır. İkinci mağaranın girişinde ise antik çağlara ait kitabe ve yapı kalıntıları vardır. Bu mağara birinci mağaranın devamıdır ve 15 metre yüksekliğinde, 12 metre genişliğindedir. Mağara oldukça derindir. Üçüncü mağaranın içinde sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Yöre halkı astım tedavisi için bu mağarayı ziyaret etmektedir.

Çayönü Ören Yeri ve Hilar Mağaraları

Çayönü Ören Yeri, insanlık tarihindeki en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen Ergani’ye 7 km. mesafede bulunuyor. Çayönü Tepesi’nde bulunan bu medeniyetin izleri yaklaşık 11 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Burada yapılan kazılar sonucu ortaya çıkartılmış ızgara planlı evleri ve yapı kalıntılarını mutlaka görmelisiniz.

Hilar Mağaraları

Diyarbakır gezilecek tarihi yerler listesinin en önemli noktalarından biri Hilar Mağaraları’dır. Az önce söylediğimiz gibi, Çayönü bölgesi insanlık tarihindeki dönüm noktalarından biri. Diyarbakır’ın Ergani ilçesi sınırlarında kalan bu yöre rivayete göre Anadolu’nun da ilk şehridir.

Tarih öncesi çağlarda yerleşim yeri olarak kullanılan Çayönü, belirli dönemlerde terk edilse de sonraki yüzyıllarda tekrar bir şehir görünümü kazanmıştır. İlk şehir örneklerinden birini veren Çayönü Mağarası’nda insanların o dönem yerleşik hayat yaşadığının belirtileri bulunmaktadır. Çevredeki oyuklarda insan yaşamına uygun kanallı yapılar, hücreler, odalar, mutfak, kiler ve depo gibi yerlere rastlanmıştır. Günümüzdekine yakın bir yerleşim planlamasının yapıldığı görülmektedir. Çayönü ve Hilar Mağaraları doğal yapısını hala korumaktadır.

Diyarbakır Hasuni Mağaraları

Silvan ilçesinin 7 km. doğusunda yer alan Hasuni Mağaraları yine Anadolu’nun en eski mağara yerleşimlerinden biridir. Mezolitik Çağ’da insanların ikamet ettiği bu mağaralar, Hristiyanlık dininin ilk yayılmaya başladığı dönemlerde de ibadethane olarak kullanılmıştır. Bu alanda, kayaların düzleştirilmesi ile yollar, merdivenler, sarnıçlar, su arkları ve kiliseler yapılmıştır. Hasuni Mağaraları, Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu tarafından koruma altına alınmıştır.

Çermik Kaplıcaları

Diyarbakır kaplıcaları denince akla ilk gelen noktalardan biri olan Çermik Kaplıcaları, özellikle kış turizmi döneminde on binlerce kişiye ev sahipliği yapmaktadır. 45-50 °C sıcaklığa sahip kaplıca suyunun romatizma, bazı kadın hastalıkları, nevrit, cilt hastalıkları, üst solunum yolu hastalıkları gibi birçok rahatsızlığa iyi geldiği biliniyor. Bol miktarda kükürt içeren Çermik kaplıca suyunda ayrıca insan vücudunun doğal ilaçları olan bromür ve iyodür de bulunuyor.

Termal Su ve Kaplıca

Belediye tarafından işletilen Çermik Kaplıcaları görmeye değer doğal bir görünüme de sahiptir. Bu sebeple sadece tedavi amaçlı değil, bu doğal güzelliği görmek için de tesisleri ziyaret edebilirsiniz.

Diyarbakır Müzesi

Diyarbakır’da gezilecek turistik yerler listesinin en önemli mekanlarından biri de Diyarbakır Müzesi’dir. Yörede egemen olmuş kültürlere ait arkeolojik ve etnografik eserleri bulabileceğiniz müzede, tarih öncesi devirlere ait seramikler, Roma stelleri (mezar taşı), heykel parçaları, Artuklu seramikleri, Osmanlı dönemi silahları vb. çok sayıda eser sergilenmektedir. Diyarbakır’da İnönü Bulvarı üzerinden, Hz. Süleyman Caddesi’ni takip ettiğinizde yol sizi İçkale Sokak’a getirecek. Diyarbakır Müzesi, bu sokağın sol yakasında kalıyor.

Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi

Diyarbakır’daki en görkemli ve en büyük konak olan Cemil Paşa Konağı, hem tarihi ve turistik açıdan hem de bünyesinde barındırdığı etnografik eserlerle şehrin önemli kültür merkezlerinden biridir. Diyarbakır Kent Müzesi içerisinde yer alan restorasyon laboratuvarı da Türkiye’deki ender çalışmalardandır. Tesis farklı dillerde anlatımlara ve engelsiz müze özelliklerine sahip. Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi; “İnançlar İnanışlar”, “Diyarbakır Halkları ve Kültürleri”, “Diyarbakır’da Sözlü Kültür”, “Çağdaş Sanatlar”, “Dil ve Yazılı Kültür”, “Diyarbakır’da Kent Yaşamı”, “Diyarbakır’da Kent Gelişimi” ve “Kentin Panoraması” gibi farklı temalardan oluşuyor. Diyarbakır’a yolunuz düşerse Sur ilçesindeki bu ihtişamlı yapıyı görmenizi tavsiye ederiz.

Ziya Gökalp Müze Evi

Edebiyat ve siyaset dünyasının önemli isimlerinden Ziya Gökalp’in doğduğu bu ev 1956’dan beri müze-ev olarak hizmet vermektedir. Hem etnografik unsurlar hem de yazarın kişisel eşyalarını görebileceğiniz iki katlı ev, 19. yy. geleneksel sivil mimari örneklerinden biridir. Müze şehir merkezinde, kendi adıyla anılan mahallede yer alıyor.

Cahit Sıtkı Tarancı Evi Kültür Müzesi

Diyarbakır şehir merkezinde bulunan Cahit Sıtkı Tarancı Evi’nde şaire ait özel eşyalar, şairin mektupları, kitapları ve etnografik eşyalar sergilenmektedir. 1973 yılında müze olarak hizmete açılan bina dıştan oldukça sade görünse de, içeri girildiğinde dekoratif ve gösterişli bir görüntüye sahiptir. Merkezi bir avlunun etrafında sıralanan odalar ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış bölümü olarak ayrılmış. Bu bölümler güneş ışığından, aydınlıktan ve sıcaklık tasarrufundan faydalanmak için planlı şekilde yapılmıştır.

Malabadi Köprüsü ve Efsanesi

Diyarbakır’ın Silvan ilçesi sınırlarında bulunan meşhur Malabadi Köprüsü’nün hangi dönemde yapıldığı konusunda farklı rivayetler vardır. Evliya Çelebi’ye göre Abbasîlere, başka kaynaklara göre (12. yy.) Artuklulara ait olan köprü Bosna-Hersek’teki Mostar Köprüsü ile aynı mimari yapıdadır. Köprünün zemin malzemesi taş olmakla birlikte, üst kısımlarda köprüyü hafifletmek ve zemine yüklediği ağırlığı azaltmak için kerpiç ve tuğla kullanılmıştır.

Köprü tek kemerlidir ve kabaran suları akıtmak için yüksek yapılmıştır. Köprü içinde köprüyü koruyan görevlilerin garnizon odaları vardır. Bu odalar aynı zamanda kervan yolucuları tarafından barınak olarak kullanılmıştır. Malabadi Köprüsü dünyadaki taş köprüler arasında kemeri en geniş olan köprüdür. Diyarbakır’a uğradığınızda büyük bir sanat eseri olan Malabadi Köprüsü’nü görmelisiniz.

Diyarbakır Hakkında Bilgi

Malabadi Köprüsü Hikayesi

Türkülere konu olan Malabadi Köprüsü’nü bilmeyeniniz yoktur. Yeri gelmişken bu köprünün hikayesine de değinmeden geçmeyelim.. Zamanın birinde, ortasından nehir geçen bir köyde Bad isminde bir genç yaşarmış. Genç, karşı aşiretten bir kıza gönül vermiş. Kız da kendini izleyen bu genci fark etmiş. Gel zaman git zaman.. Bu genç oğlanla kız karşılıklı büyük aşka düşmüşler.. Kavuşması zor olan her şey kıymetlidir ya.. Bu gençler de kavuşamamışlar, aşkları iyice devleşmiş. Sabrı tükenen kız nehri geçerek vuslatına ermeye karar vermiş. Fakat nehir kızı yakaladığı gibi oracıkta boğuvermiş.. Tabii Bad bu arada ne yapıyormuş? Niye Bad karşıya geçmek istememiş de, kız geçmiş? Kızın aşkı daha mı büyükmüş? Yoksa kız daha mı cesurmuş? Bunlar ayrı bir tartışma konusu. Bu sorularla sizi boğmak istemeyiz ツ ..

Kaldığımız yerden devam edelim.. Kızın boğulduğunu gören Bad, “Yok abi! Buraya bir köprü şart”.. demiş. (Ha şunu bileydin Bad! Kız boğulunca mı aklın başına geldi! Neyse..) Bu durum üzerine Bad soluğu Silvan Beyi’nin yanında almış. “Efendim buraya acil bir köprü yapmamız lazım, durumlar kötü” demiş.. Ardından olup biteni anlatmış.. Olayın sıcaklığından etkilenen Silvan Beyi tez zamanda bir köprü yapılmasını emretmiş. Köprü yapılmaya başlanmış ama bir türlü bitmemiş.. Silvan Beyi bakmış köprünün biteceği yok, kararından vazgeçmiş. “Benden bu kadar” demiş.. Köprünün yarım kaldığını öğrenen Bad, bir hışımla Silvan Beyi’nin yanına gitmiş.. “Bu mudur yani?..” diye çıkışmış.. Aralarında ufak bir münakaşa falan olmuş, biz o kısmı atlayalım..

Sonunda Silvan Beyi “Kolaysa kendin yap” demiş. Bad da “Yaparsam ne vereceksin” demiş. Silvan Beyi “Yaparsan bir kolumu vereceğim, yapamazsan bir kolunu alırım” demiş.. Ne de olsa yapamaz düşüncesi, biraz da şeytanın vesvesesine uymuş olsa gerek ki Silvan Beyi çok riskli bir iddiaya girmiş. Tabii hikayenin gidişinden neticenin ne olacağını anladınız ama biz yine de bitirelim.. Bad köprüyü yapmış, Silvan Beyi’nin kolunu kesmiş. Erdemlik gösterip, kolu kesmeseydi gönlümüze taht kuracaktı. Ama nefsine uymuş.. ツ Neyse.. Yapılan köprüye de Mal-a Bad’i ismi verilmiş. Mal burada ev anlamına geliyormuş. Yani Bad’ın evi..

…“Malabadi köprüsü, Malabadi köprüsü,
orda başladı bitti şu garibin öyküsü,

karşıki aşiretten bir kıza gönül verdi,
aşkı uğruna her gün bu köprüye giderdi”…

Sülüklü Han

1600’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen Sülüklü Han, zamanında yolcuların konaklama yeri olarak kullandıkları bir taş yapı. Hanın üst katları dinlenme yerleri, alt katları ise ahır olarak inşa edilmiş. İçinde sülüklerin bulunduğu bir kuyuya sahip olduğu için mekanın ismi Sülüklü Han olarak anılmaktadır. O dönemlerde hekimler handa konaklayan hastaları bu sülüklerle tedavi edermiş. Günümüzde kafe olarak kullanılan yapı Diyarbakır’ın en popüler mekanlarından biri konumunda. Nostalji sevenler için ideal bir ortam. Bir kahve molası vermek için uğrayabilirsiniz.

İskender Paşa Konağı

Sur ilçesinde bulunan tarihi İskender Paşa Konağı, 16. yy’da 14 yıl boyunca şehre valilik yapmış İskender Paşa tarafından inşa ettirilmiş bir eser. Yapılan yenileme çalışmaları ile bugünkü halini almış olan taş yapı günümüzde kafe olarak işletiliyor. Tarihi bir çeşmenin de bulunduğu bu mekan Sülüklü Han’a benzer nitelikte bir yapı. Detaylara fazla girip beklentinizi artırmayalım. Bir çay-kahve molası için uğrayabilirsiniz.

Deliller Hanı

Tarihi İpek Yolu üzerindeki kentlerden biri olan Diyarbakır’ın en popüler hanlarından bir diğeri de Deliller Hanı. Hüsrev Paşa adıyla da bilinen yapı Diyarbakır Valisi Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Buraya halk arasında Deliller Hanı denilmesinin nedeni, her yıl İslam ülkelerinden Hicaz’a gitmek üzere bu handa toplanan hacı adaylarını götürecek delillerin (rehberlerin) burada kalmalarıdır. İki katlı olan han, restore edildikten sonra otel olarak hizmet vermeye başlamıştır. 16. yy’a ait Deliller Hanı işlevselliğini koruyarak günümüze ulaşmış önemli bir eserdir.

# Diyarbakır’da Gezebileceğiniz Diğer Yerler

  • Hasan Paşa Hanı
  • Çiftehan
  • Yeni Han
  • Behram Paşa Konağı
  • Eğil Asur Kalesi
  • Devegeçidi Köprüsü
  • Diyarbakır Kültür Evi
  • Ahmet Arif Edebiyat Müzesi
  • On Gözlü Köprü
  • Hevsel Bahçeleri

Diyarbakır Kültür-Sanat Festivalleri ve Anma Günleri

# Diyarbakır doğumlu olan Ali Emiri Efendi, Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk isimli eserini Türk kültür hayatına kazandıran ve millet kütüphanesini kuran kişidir. Araştırmacı ve tezkire yazarı Ali Emiri Efendi, Diyarbakırlılar tarafından genellikle Ocak ayında yapılan törenlerle anılmaktadır.

# Türkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini önemli ölçüde etkileyen yazarımız Ziya Gökalp de Diyarbakır doğumludur. Bu yüzden her yıl Mart ayında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ziya Gökalp’in Doğumunu Anma Günü düzenlemektedir.

# Diyarbakır’da doğan bir diğer edebiyatçımız Cahit Sıtkı Tarancı’dır. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli şairlerinden olan Cahit Sıtkı Tarancı’yı Anma Günü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından Ekim ayında düzenlenmektedir.

# Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı her yıl Nisan ayında Mustafa Kemal Atatürk’ün Diyarbakır’ın fahri hemşeriliğini kabul edişini kutlamaktadır. Ayrıca yine belediye tarafından her yıl Mayıs ya da Haziran ayında Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali düzenlenmektedir.

# Diyarbakır’ın simgesi olan karpuzun tanıtılması ve üreticiyi desteklemek amacı ile kentte her yıl Eylül ayında Diyarbakır Kültür ve Karpuz Festivali yapılmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle gerçekleşen bu festival çeşitli yarışmalara, havai fişek gösterilerine ve konserlere sahne olur.

Diyarbakır festivalleri ile ilgili detaylı bilgileri Diyarbakır Valiliği’nden alabilirsiniz ➜ tıklayın.

Diyarbakır’da Sportif Faaliyetler

# Dağ ve Doğa Yürüyüşü: Diyarbakır’ın dağ ve tepeleri trekking için oldukça elverişlidir. Akdağ Beklik Tepesi, Ergani Mihrap Dağı, Kulp ilçesinde yer alan Ayindar, Tercil, Dikan ve Biler dağları, Zarga ve Püsküllü dağları, Çermik Gelincik, Petekkaya, Karacadağ ve Aşurkar dağları Diyarbakır’da doğa yürüyüşü için ideal bölgelerdir.

# Sportif Olta Balıkçılığı: Olta balıkçılığı, Diyarbakır’da baraj göllerinin artışı ile önem kazanmıştır. Karakaya Barajı, Devegeçidi Barajı, Dicle Nehri ve Kralkızı Barajı ilde balık tutmak için tercih edilen yerlerdendir.

Diyarbakır’ın Neyi Meşhur? Diyarbakır’dan Ne Alınır?

Diyarbakır Sipahiler Çarşısı’ndan kente özgü takılar, gümüş işlemeli nalınlar, çevre köylerden el dokuması halı ve kilimler, işlemeli ahşap kutular alınabilir. Peynirciler Çarşısı’ndan ise yöreye özgü çok çeşitli peynirleri alışveriş listenize ekleyebilirsiniz. Ayrıca Halep Tatlısı, Diyarbakır karpuzu ve kadayıfın tadına bakmadan şehirden ayılmayın deriz.

Diyarbakır mutfağının temelini acılı, baharatlı ve bol yağlı yemekler oluşturur. Koyun etinden yapılan meftune, Diyarbakır yöresel mutfağının özel lezzetlerinden biridir. Kaburga dolması, etli ekşili dolma (sumaklı), kibe mumbar, kelle paça, bulgur pilavı, belluh, içli köfte, kibe kudur, habenisk, sığma, pıçık, mallez, mastav, düz veya burmalı kadayıf, zingil, nuriye ve halbur hurma Diyarbakır’da yiyebileceğiniz diğer yemeklerdir.

Ayrıca unutmadan; Diyarbakır’ın en meşhur yiyeceklerinden biri de tadına doyamayacağınız lahmacundur.

DİYARBAKIR NASIL BİR YER? DİYARBAKIR HAKKINDA BİLGİ (TIKLAYIN)

Diyarbakır Lahmacun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir