Kapat
Yassıhöyük Gordion

Gordion, Frig Krallığı’nın başkentidir. Kalıntıları, Ankara’nın güneybatısında, Sakarya (Sangarios) ve Porsuk (Tembris) nehirlerinin kesiştiği yerde, Polatlı ilçesinde bulunan Yassıhöyük köyünün yakınlarındadır. Frigya medeniyeti bu alandan Sakarya Irmağı boyunca Afyon dağlarına kadar uzanmaktadır. (Afyon yazımızda da Frigya medeniyetine ait antik kentleri detaylıca anlatmıştık.)

Ülkenin batısı ile doğusunu bağlayan Gordion, güneye inen önemli bir ticaret yolu üzerinde yer almasıyla eski çağların önemli bir merkeziydi. Ulaşım ve ticaret bakımından Ege ile Ön Asya arasında bir dönüm noktası olan Gordion, aynı zamanda Kral Yolu’nun geçtiği kent konumundaydı.

Yapılan arkeolojik kazılarda Gordion’un ilk kez Eski Tunç Çağı’nda iskan edildiği anlaşılmıştır. Kent daha sonra Hititler, Frigler, Persler, Yunanlılar ve Romalıların yerleşim bölgesi olmuştur.

Kentteki ilk kazı 1901 yılında yapılmıştır. İki Alman arkeolog tarafından gerçekleştirilen araştırmalar Frig dönemi (M.Ö. 750-300) üzerinedir. Çünkü Frigler; Hititler, Yunan dünyası ve Anadolu kültürü arasında ilişkileri en iyi şekilde temsil eden topluluktur.

Gordion’un kurucusu Kral Midas’tır. Eşek kulaklı Midas olarak bilinir kendisi. Midas’ın babası Kral Gordios’tur. M.Ö. 9. yy’da bu kenti Frigya’ya başkent yapmıştır. Antik kente yakın bir bölgede Kral Midas’ın mezarının olduğu “Midas Tümlüsü” bulunuyor. Kralın heykelini burada inceleyebilirsiniz. Antik mezarı görmek için uzunca bir tünelde yürüyeceksiniz. Kimine göre büyüleyici, kimine göre basit bir tünel. Bununla beraber tarihi kalıntıların sergilendiği müzeyi de ziyaret edebilirsiniz. Hatta önce müzeye gitmenizi tavsiye ederiz. Midas Tümlüsü ile müze arasındaki mesafe biz diyelim yüz metre, siz bir şey demeyin (artık gidince dersiniz 🙂 ).

Gordion Müzesi ve Tümülüs Örenyeri Giriş Ücreti: 10 TL (2020)

Şunu belirtelim ki kazı çalışmaları yetersiz seviyede. Gordion’a varınca göreceksiniz ki buranın daha çok işi var. Umarız Gordion Antik Kenti de bir gün Efes, Afrodisias, Knidos antik kentleri gibi gün yüzüne çıkmış olur.

Gordion Antik Kenti, 2012 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

! Gordion Müzesi ziyaret saatlerini soranlar için bir not düşelim. Çalışmalardan dolayı ziyaretlere de sınırlama getirilmiş. Az önce de dediğimiz gibi antik kentten ortaya çıkan henüz çok fazla kalıntı yok. Olana da sınırlama gelirse neyi görmeye gideceksiniz? 2019 yılında çalışmalar devam ediyordu. İyisi mi bilgi almadan gitmeyin. Gezi Hocası‘ndan tavsiye.

Gordion Antik Kenti ve Gordion Müzesi Nerede? Nasıl Gidilir? Harita Konumu

Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan Gordion Antik Kenti, Polatlı merkeze 20 km, Ankara il merkezine ise 95. uzaklıkta bulunuyor. Midas Tümlüsü ile Antik Kent arasında ise yaklaşık 1-2 km’lik bir mesafe var. Gordion Müzesi, Midas Tümlüsü’nün olduğu bölgede yer alıyor.

Gordion Höyüğü (Yassıhöyük) Hakkında Bilgi

Efsaneye göre ülkelerindeki ayaklanmalar karşısında çaresiz kalan Frigyalılar bir kahine başvururlar. Kahin onlara, tapınağın önünden at arabasıyla geçecek ilk kişinin ülkeyi kurtaracak kişi olacağını söyler. Oradan ilk geçen kişi kendi halinde bir çiftçi olan Gordios’tur. Halk Gordios’u kral ilan eder. Bu onur karşısında Gordios at arabasını tapınağa armağan olarak sunar ve arabanın okuna da kuvvetli bir düğüm atar. Hiç kimsenin çözemediği bu düğüme Gordion adı verilir. Büyük İskender kente geldiğinde bu düğümü bir kılıç darbesiyle çözer. Günümüzde kullanılan kördüğüm kelimesinin buradan geldiği düşünülmektedir.

En parlak dönemini Kral Midas zamanında (M.Ö. 725-675) yaşayan kent, M.Ö. 690’lı yıllarda Lidyalılara saldıran Kimmerlerin baskınına uğramıştır. Midas, inanışa göre saldırıda ölmüş ya da öküz kanı içerek intihar etmiştir.

Lidya Kralı Alyattes tarafından ticaret ve askeri bir merkez olarak yeniden kurulan kent, bir dönem Perslerin egemenliğine girmiştir. Sonrasında Gordion’a gelen İskender, kenti Perslerin elinden almıştır.

M.Ö. 280’li yıllarda Galatlar, Batı Anadolu ve Frigya’yı istila edince Gordion halkı kenti terk etmiştir. Galatlarla savaşan Roma ordusu, Gordion kentini tamamen terk edilmiş olarak bulmuştur. İmparator Augustus döneminde ise Roma egemenliğindeki kent önemini kaybetmiş, basit bir köy haline gelmiştir.

Gordion Antik Kenti Hakkında Bilgi

Frig Devleti sosyal, ekonomik ve sanat alanında ilerlemiş bir toplumdur. Öyle ki bu toplumun icat ettiği bir takım eşyalar, dünya uygarlığında da yerini almıştır. Örneğin; Frigler “agulos” denilen ve Helen mitolojisinde de yerini bulan “V” şeklinde bir flüt icat etmişler ve bunu saray müziklerini yapmakta kullanmışlardır. Bunun dışında, Fransız Devrimi’nde halkın başına giydiği, ihtilalin sembolü olan kırmızı, sivri, keçe külah Frig işidir ve Fransızlar bu bereye “Frigya beresi” derler. Ayrıca 19. yy. başlarında zenginler arasında talep gören, kendinden desenli ipekli kumaşlar Frigya kumaşı olarak anılırdı.

On sekiz yerleşim tabakasından oluşan Yassıhöyük’ün esas olarak beş kültür tabakası bulunur. Eski Tunç Çağı kalıntıları höyüğün kuzeydoğusuna düşen Frig tabakasının altındadır. Höyüğün güneydoğusuna inen yamaçta Hitit ve Eski Frig kalıntılarını barındıran tabaka yer alır. Üçüncü tabaka esas Frig yerleşimine aittir. Yangınlarla tahrip olan bu yerleşim, 2,5 m. – 4 m. kalınlığında bir kil tabakasıyla örtülüdür. Bunun üzerinde saray yapılarının bulunduğu Pers İmparatorluğu dönemi kalıntıları, bu tabakanın üzerinde de Büyük İskender’den kentin terk edilişine kadarki dönemi kapsayan Helenistik ve Galat yerleşimlerine ait tabakalar bulunmaktadır.

# Anıtsal Kapı

Kentin güneydoğusuna düşen anıtsal kapının 9 metre yükseklikteki kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. Kapı duvarları yumuşak kalker bloktan yapılmıştır.

Kente asıl giriş 9 metre genişliğinde, 23 metre uzunluğunda inşa edilen üstü açık bir koridorla sağlanıyordu. Bu uzun koridorlar düşmanı tuzağa düşürmek için yapılmıştı. Kapının iki yanındaki kuleler birer avluya sahipti. Her iki avlunun da silah deposu olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Renkli taşlardan oluşan ve Polykrom ev (çok renkli ev) adı verilen yapının, Frig yerleşiminin ilk evresinden (M.Ö. 750-725) kalma erken kent duvarının kapısı olduğu sanılmaktadır.

# Kent Merkezi

Höyüğün orta kısmı saraylara ayrılmıştır. Kerpiçten yapılmış bir duvar, dört yapıdan oluşan sarayın birinci avlusunu kent kapısından ayırır. Başka bir duvar ise iç avluyu kuzey, batı ve güney yönlerinden çevirir. Bu duvarlar yapıyı tamamen içeri almak, dış çevreyle ilişkiyi kesmek için inşa edilmiştir. Bu tür duvarlar Troya II, Hattuşaş ve Miken akropolünde de görülür.

# Saraylar

Birinci avluda görülen iki yapı birer megarondur. Megaron; önünde bir oda ile arkada, ortasında bir ocağı ve ikinci bir odası bulunan yapılardır. İkinci megaron ise koyu kırmızı, mavi ve beyaz çakıl taşlarından oluşturulmuş, geometrik desenli mozaik döşeme ile kaplanmıştır. İkinci megaronun semerdam bir çatısı vardı ve ön alınlıkta, akroterin iki yanında, kireç taşından aslan başları yer alıyordu. Aslan başları bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Megaronun duvarları güneşte kurutulmuş tuğlalardan örülmüştür. Sazlarla örtülü çatının üzeri bir tabaka kil ile kaplanmıştır.

# Megaron 3

Höyüğün iç avlusunda yer alan Frig akropolünün en büyük binasıdır. Yapı, döşemenin altına yerleştirilen kalaslar (bugün görülebiliyor) üzerine oturan iki sıra ahşap direklerle, bir orta ve iki yan nefe ayrılmıştır. Orta bölüm tek katlı yüksek bir salondur. Yan kısımlar ise iki katlı ahşap galeri şeklindedir.

# Kibele (Kybele) Tapınağı – Megaron 4

Üçüncü megaronun kuzeyindeki bu yapı büyük ihtimalle Kral Gordios’un efsanesinde sözü geçen ve kralın at arabasının durduğu Kybele tapınağıdır. Tapınak teras düzeyinde bulunur ve doğrudan alana bakan tek yapıdır. Buraya büyük yassı çakıl taşlarıyla döşeli rampa şeklinde bir tören yolu ile ulaşılır.

# Teras Yapıları

Megaronların arkasında uzunluğu 100 metreyi geçen teras yapıları yer alır. Bunlar yan yana sıralanmış sekiz megarondan oluşur. Her megaronda, ortada birer yuvarlak ocak ve yanlarda direklerle desteklenen ahşap galeriler yer alır. Bazı odalar depo olarak kullanılmıştır. Teras binasının karşısında bulunan bir yapı kısmen kazılmış ve bir fırın kalıntısı bulunmuştur. Bu yapının mutfak olduğu düşünülmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir