Kapat

Size bir Latin Amerika ülkesinde olduğunuzu sonuna kadar hissettiren bir ülke Bolivya… Belki çok fakirler, belki denizi yok, 4 tarafı karalarla çevrili, belki nerede olduğunu dünya haritasında bile gösteremeyeceğiniz kadar yabancı bir ülke ama bize göre kesinlikle gidip görülmeyi hak eden bir yer. Gidip oraya yerleşip yaşamak için söylemiyoruz tabi ama gezip görmek için bizce Güney Amerika’nın en sıra dışı ülkesi. Kültürlerini, gelenek göreneklerini kaybetmeyen nadir ülkelerden biri. Büyük şehirlerinde de, küçük köylerinde de yerli Latin kültürü etkileri fazlaca hissediliyor Bolivya’da. Hele ki Bolivyalı kadınların rengarenk kıyafetleri başlı başına görülmeye değer.

Bolivyalı kadınlar demişken, ülkeye geldiğinizde en dikkat çeken şeylerden biri rengarenk yerel kıyafetli kadınların başlarındaki ufak melon şapkalar olacak. Başlarında emanet gibi duran bu ufacık şapkalar ilk başta anlamsız geliyor tabi. Bolivyalı kadınlar neden bu şapkaları takıyorlar? Kısaca anlatalım.

19. yy’da ortaya çıkan bu melon şapkalar, burada çalışan İngiliz Demiryolları işçileri vasıtasıyla yayılmış. Şapkaları buraya getiren firma, şapkalar çalışanlarının kafasına göre çok küçük olunca bu kadar şapkayı ne yapacağız diyerek ticari zekalarını konuşturmuşlar. Avrupa’da kadınların hep bu şapkaları giydiğini, çok moda olduğunu ülkeye yayıp bütün şapkaları Bolivyalı ablalarımıza satmışlar. Zamanla kültürel bir alışkanlık haline gelen bu şapkalar özellikle Bolivyalı yerel halk olan Aymara ve Quechua kadınlarının bir parçası haline gelmiş.

Bu şapkanın takılış şekilleri bile bir anlam ifade eder. Kafanın tam ortasında dik vaziyette ise bu kadının evli olduğunu, yana yatık vaziyette ise bekar ya da dul, yani evlenmeye meyilli olduğu anlamını taşır. Daha Facebook’ta ilişki durumu bile icat edilmemişken Bolivyalı kadınlar bu mevzuyu çoktan çözmüşler.  Saçlarını da genelde 2 yandan örgülü şekilde uzatıyorlar.

Bir de şöyle bir ufak uyarı yapalım. Bolivya’da yerli kadınların çoğunluğu fotoğraf çekildiklerinde ruhlarının makineye hapsolduğuna inanıyorlar. Bu nedenle izinsiz şekilde pek fotoğraf çekmeye yeltenmeyin. Bu konuda hiç sıcakkanlı değiller.

Bolivya’da her şehrin sokakları alabildiğince kadın esnaflarla dolu. Erkekler bizim bazı Anadolu şehirlerindeki gibi kahvehanelerde mi takılıyor bilmiyoruz ama çalışan kesim ağırlıklı olarak hep kadın. Hem işlerini, hem küçük çocuklarını bir heybe gibi hep sırtlarında taşıyorlar. İlk gördüğünüzde Karadeniz’in zor coğrafyasının cefakar kadınlarını akla getiriyor.

Bu ülkeyle ilgili canınızı sıkacak üç şey olabilir.

# Birincisi; ülke rakımının çok yüksek olması. 3500 m. ile 5000 m. rakımlı bölgelerde dolaşacağınız için nefes darlığı, yükseklik hastalığı, baş ağrısı gibi sıkıntılar çekebilirsiniz. Bolivya ekonomik yönden olduğu gibi oksijen yönünden de çok fakir bir ülke. Ama bunun çözümü basit. Tüm Bolivyalılar gibi koka yaprağı çiğnemeye alışmanız ya da sık sık koka çayını yudumlamanız yeterli. Koka yaprağı kokainin ham maddesi ama çiğnediğinizde kafa yapmıyor merak etmeyin, aksine cin gibi oluyorsunuz. Zaten sürekli içtiğiniz ‘kola’nın da ham maddesi. Bu duruma alışmanız en fazla birkaç gün sürer. İlk 1-2 gün kendinizi fazla yormazsanız sonrasında vücut alıştığı için sıkıntı çekmezsiniz.

# İkinci can sıkıcı durum ise uzun ve kötü yolları. Doğru düzgün asfalt yol göremeyeceğiniz ülkede bu duruma alışana kadar biraz zaman geçmesi gerekiyor. Özellikle şehirler arasındaki uzun ve toprak yollar pek konforlu değil ve insanı biraz yoruyor. Dünyanın en tehlikeli yolu olarak gösterilen Yungas Yolu’nun da burada olması pek tesadüf değil.

# Üçüncüsü ise Bolivya’da internet altyapısı çok ama çok kötü (en azından 2019’a kadar öyleydi diyelim). 56K modem kullandığımız zamanlardaki internet hızıyla işlerinizi halletmek durumunda kalabilirsiniz.

Bolivya Hakkında Bilgi

İspanyolların sömürge döneminde Yukarı Peru olarak adlandırılan bu ülkeye daha sonra Güney Amerika’yı İspanyollar’dan ayırıp bağımsızlığını kazandıran Simon Bolivar’ın anısına Bolivya (Bolivar’ın ülkesi) ismi verilmiş. Simon Bolivar bağımsızlığını vermiş vermesine ama Bolivya o günden beri 200’e yakın darbe görmüş. 100’e yakın Cumhurbaşkanı değişmiş. Kimisi öldürülmüş kimisi sürülmüş. Che Guevera, bu ülkeyi kurtarsa kurtarsa ben kurtarırım deyip yardıma gelmiş ama o da burada öldürülmüş. Bu şirin ülkenin iki yakası bir türlü bir araya gelmemiş maalesef.

Özellikle halk pazarları, kıyafetleri ve yerli halkıyla Güney Amerika’nın en renkli ülkesi Bolivya’da gezilecek yerlere geçmeden önce ülke hakkında kısa kısa birkaç ön bilgi aktaralım.

Bolivya Nerede? Bolivya’nın Dünya Haritasındaki Yeri
Bazılarınız için çok basit bir soru gibi gelebilir ama Bolivya’nın haritada nerede olduğunu bilenlerdenseniz sayınız çok az onu söyleyelim. Toplanıp dernek falan kursanız doğru düzgün üye bulamazsınız.

İnternet üzerinde Bolivya ile ilgili en çok aratılan şeylerden biri “Bolivya dünya haritasında nerede ?” sorusu oluyor.
Bolivya, Güney Amerika’da Paraguay ile beraber denize kıyısı olmayan iki ülkeden biri. Kıtanın tam ortasında, Brezilya, Paraguay, Arjantin, Şili ve Peru ile sınır komşusu durumunda.

Bolivya’nın Başkenti Neresi?
Bolivya’nın 2 başkenti bulunuyor. Hükümetin bulunduğu yani idari başkent dedikleri La Paz ve resmi başkenti Sucre. La Paz dünyanın en yüksek başkenti ünvanına sahip.

Bolivya Vizesi
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Bolivya’ya girişte 90 gün süreyle vizeden muaf durumdalar.

Bolivya’ya Nasıl Gidilir?
Türkiye’den Bolivya’ya şu an için (2020) direkt uçuş bulunmuyor. En uygun olarak Avrupa ya da Güney Amerika ülkelerinden aktarmalı seferleri ile ulaşabilirsiniz. Peru, Şili, Arjantin gibi komşu ülkelerden kara yolu ile geçiş yapacaksanız epey uzun ve zorlu bir yolculuk sizi bekliyor olacak.

Bolivya’nın Para Birimi ve Bolivya Ekonomisi
Bolivya’nın resmi para birimi: Boliviano. Şu anda 1 TL = 1.16 Bolivya Bolivyanosu değerinde (2020).
Bolivya çok ucuz bir ülke. Belki paranızı harcayacağınız çok lüks şeyler bulamayacaksınız ama özellikle sırt çantalı bir gezginseniz Bolivya ekonomik anlamda en rahat gezeceğiniz ülkelerden bir tanesi. Burası biraz Afrika ülkelerini andırıyor aslında. Doğal kaynakları ve yeraltı zenginlikleri çok fazla olup da yoksulluk içinde yaşayan bir millet Bolivyalılar.

Bolivya’nın Resmi Dili
Ülkedeki resmi dillerin başında İspanyolca gelse de Quechua, Guarani ve Aymara başta olmak üzere ülkede yaşayan 36 farklı etnik grup var ve her birinin yerel dili Bolivya’da resmi dil olarak kabul edilmiş.
Zaten Bolivya’nın resmi adı Bolivya Çokuluslu Devleti (Estado Plurinacional de Bolivia).

Bolivya’nın Nüfusu
2020 yılı itibariyle Bolivya nüfusu 11 milyon 200 bin civarındadır.

Bolivya Gezilecek Yerler

İsteseniz de çok para harcayamayacağınız, bu mütevazi ve harika insanlarla dolu ülkede genel olarak nerelere gidebilirsiniz, biraz yakından bakalım.

Bolivya Titicaca (Titikaka) Gölü

Bolivya ve Peru arasından kalan Titicaca Gölü (Lago Titicaca), Güney Amerika kıtasının en büyük iki gölünden biridir. Ayrıca sanırız rakım olarak dünyanın en yüksekte bulunan gölü de burası. İçerisinde doğal ve insan yapımı yüzen küçük adacıklar bulunan gölün çevresinde ve içindeki adacıklarda Bolivya’nın yerli halkları yaşıyor. Eskiden buralarda yaşayan kabileler İnkalar’dan korunmak için bu adaları sazlıklardan kendileri yapmış ve üzerlerinde yaşamaya başlamışlar. Şu an burada yaşayan halkın ismi Uros Halkı. Uros yerlilerinin bir kısmı çok zorunlu olmadıkça karaya ayak basmayı reddediyorlar ve burada kültürlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Devlet, adalarda elektrik, su, okul gibi imkanları sağlamış. Uros halkı karadaki modern yaşamı istemiyor ama adalara gelen turistlere karşı oldukça sıcakkanlılar. İşin arka planında şöyle bir bilgiyi de verelim. Burada yaşayan yerlilerin bir bölümü zamanla kıyı şeridinde bulunan büyük şehirlere göç etmişler ve sayıları oldukça azalmış. Şu an geçim kaynaklarının büyük bir kısmı turizm üzerinden dönüyor. Bugün muhtemelen gezginler tarafından ziyaret edilen bir bölge olmasaydı adalarda yaşayan yerli halktan pek kimse kalmazdı.

Gölün içindeki bazı büyük adalar kutsal kabul ediliyor. En meşhur olanı ise Isla Del Sol (Güneş Adası). Bu adaya Copacabana şehrinden teknelerle ulaşabiliyorsunuz. Diğer bir kutsal ada ise Isla de la Luna (Ay Adası). Bolivya Titicaca Gölü muhteşem bir doğal güzelliğe sahip. Eğer Bolivya’ya yolunuz düşerse burayı kesinlikle pas geçmeyin. Isla Del Sol adasından konaklayabilir, küçük yapay adaları tekne turlarıyla gezip yerli halkla buluşup sohbet edebilirsiniz.

Sucre

Herkese göre değişir tabi ama bize göre Bolivya’nın en güzel şehri Sucre. Zamanda yolculuk yapıp yüzyıllar önceki bir şehre gelmişsiniz gibi hissettiren harika bir mimarisi var bu şehrin. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu beyaz şehir sessiz, sakin ve huzur dolu. Sucre, Bolivya’nın iki başkentinden birisi.

Sucre bu kıtada İspanyolca öğrenmek isteyen tüm gezginlerin bir numaralı şehir tercihi oluyor. Çok ucuz olmasından mıdır, şehrin güzel olmasından mıdır onu bilemiyoruz ama geziniz sırasından İspanyolca eğitimi almak isterseniz bu şehri bir kenara not edebilirsiniz.

Sucre Gezilecek Yerler

Sucre’de kaldığımız hemen her gün uğradığımız bir yer vardı. Mercado Central (Merkez Çarşısı). Bir kısmı kapalı, bir kısmı açık alandaki bu halk pazarı o kadar ucuz ki cebinizdeki bozuk paralarla çatlayana kadar sebze meyve yiyebilirsiniz. Pazarın içinde meyve kokteyli yapan kadınların olduğu bir bölüm var. Seçtiğiniz tüm meyveleri harmanlayıp size güzel bir karışım olarak hazırlıyorlar. Neredeyse bedava olan bu içeceklere doyum olmuyordu. Mutlaka ziyaret edip deneyin deriz.

Şehrin kalbinin attığı merkezi bölge ise Plaza 25 de Mayo. Sucre’nin önemli müzeleri, tarihi yapıları, turistik çarşı pazarları bu meydan civarında yer alıyor. Sucre’ye uğradığınızda muhtemelen zamanınızın çoğunu burada geçireceksiniz.

Sucre’deki ilginç yerlerden biri de şehrin hemen dışındaki Parque Cretacico (Dinozor Parkı). Plaza 25 de Mayo’dan kalkan servislerle parka ulaşabilirsiniz.

Burası ufak çaplı bir Jurassic Park bölgesi. Dev boyutlarda dinozor heykelleri ve gerçek dinozor ayak izleri sergileniyor. Paleontologlar ve bilim adamları Bolivya genelinde 10 binden fazla dinozor ayak izi tespit etmişler. Milyonlarca yıl önce bu toprakların ağası onlarmış.

Sucre’de ayrıca Maragua Volkan Krateri (El Cráter de Maragua) denilen bir bölge var. Buraya rehber eşliğinde ya da rehbersiz olarak gidebilirsiniz. Oldukça uzun ve etkileyici bir trekking rotası var. Bolivya’nın en iyi yürüyüş rotalarından biri olduğu söyleniyor. Eğer birkaç gün süreli trekking ve kamp tecrübeniz yoksa yalnız değil, rehber eşliğinde burada yapılan turlara katılmanız daha iyi olur. Yolculuk esnasında milyonlarca yıl öncesinden kalma dinozor ayak izlerine canlı canlı şahit oluyorsunuz.

Cochabamba

Bolivya’nın diğer şehirlerine nazire yaparcasına tüm sene bahar havası hissedilen bir şehir Cochabamba. Çiçeklerle dolu bu şehre “Sonsuz Bahar Şehri” ya da “Bahçeler Şehri” de deniliyor.

Rio de Janeiro’daki İsa heykelinden sonra dünyanın en büyük 2. İsa heykeli olan Cristo de la Concordia burada bulunuyor. Altındaki taş ile beraber toplam uzunluğu 40 metreyi bulan heykelin olduğu tepeye, 2 bin basamaklı merdivenleri kullanarak ya da teleferik ile çıkabilirsiniz.

Cochabamba şehir merkezine yaklaşık 120 km. mesafede Toro Toro Milli Parkı (Toro Toro National Park) bulunuyor. Bize göre Cochabamba gezilecek yerler listesinin başında olmalı. Jiplerle yapılan 5-6 kişilik turlarla bu parkı ziyaret edebiliyorsunuz. İçerisinde müthiş bir kanyon, şelaleler, mağaralar, dinozor ayak izleri barındırıyor. Parkın girişindeki küçük köy ise dinozor maketleri ile süslenmiş. Bir de devasa kaya bloklarının oluşturduğu koridorlarla dolu Ciudad de Itas isminde bir kaya şehri var.

Mağara dediğimiz yerleri öyle ufak falan sanmayın sakın. 4300 m. derinliğinde, saatlerce gezilebilecek bir mağaradan bahsediyoruz. Eğer kapalı alanlara ve dar mekanlara karşı fobiniz varsa kesinlikle uzak durun. Çünkü mağaraya iniş çıkışlarda biraz aksiyona girmeniz gerekiyor.

Potosi

4 bin metre rakımı ile dünyanın en yüksek şehirlerinden biri olan Potosi “nefes kesici” ünvanını kesinlikle hakkediyor. Çünkü şehir gerçekten nefesinizi kesiyor. 4 bin metreye niye şehir kuruyorsun birader, oksijeni nereden bulacağız!

Bu tarihi şehrin en büyük özelliği çok zengin yataklara sahip “gümüş madeni” bulunması, daha doğrusu bulunmasıydı. Öyle ki 17. yy dönemlerinde Potosi’nin kaldırım taşları bile gümüştenmiş. O zamanlar Amerika kıtasının en büyük şehriymiş Potosi. Geçen yüzyıllar boyunca İspanyol sömürgecilerinin servet hırsı sebebiyle burada çalıştırılan milyonlarca Afrikalı köle ve Bolivya yerlileri can vermiş. Bu yükseklikte ve bu kadar ağır şartlarda çalışmak inanılmaz zor. Şu an çalışan her işçi koka yaprağı çiğneyerek vücutlarını diri tutmaya çalışıyorlar.

Şehirden alacağınız tur hizmetleriyle bu madenlere ziyaret gerçekleştirebiliyorsunuz. Hatta giderken madencilere bir takım hediyeler almanızda çok iyi olur.

Tarih kitaplarında eskiden ülkelerin ve insanların nasıl sömürüldüğünü, nasıl ezildiğini okumaya okuyoruz ama bunları canlı görüp şahit olmak insanı gerçekten çok sarsıyor. 300 yıl boyunca İspanyollar tarafından sömürülen bu madenler dünyadaki gümüş kullanımının %90’ını karşılıyormuş. 1800’lü yıllara gelindiğinde gümüş rezervinin azalmaya başlamasıyla İspanyollar da bölgeyi terk etmişler ve Potosi şehri küçülmeye başlamış.

Avrupa’nın zenginlik hırsı yüzünden milyonlara mezar olan bu madenler normalde Bolivya’yı dünyanın sayılı zengin ülkelerinden biri yapabilecek rezerve sahipken, Bolivya şu an en fakir ülkeler sıralamasında üst sıralarda yer alıyor.

Copacabana

Titicaca Gölü kıyısında bulunan Copacabana, Bolivya’nın en çok turist çeken ve en önemli şehirlerden birisi. Sahil şehri olmasının yanında İnka medeniyetine ev sahipliği yaptığı için de tarih ve kültür anlamında önemli değerlere sahip. Copacabana şehrinden Titicaca Gölü’ndeki adalara feribotlarla geçiş yapabilirsiniz. Şehrin en önemli tarihi yapısı ise Lady Copacabana Bazilikası’dır (Virgen de Copacabana / Basilica of Our Lady of Copacabana). Ege kıyılarındaki küçük kasabalara benzeyen ve pek büyük olmayan şehirde hemen her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Turistik bir yer olduğu için hem rahat hem de güvenli bir şehir.

La Paz

Bolivya’nın idari başkenti olan La Paz kelime manası olarak “barış” demek. Merkez nüfusu 1 milyona yakın olan kentin kendisine bağlı bölgelerle beraber genel nüfusu 3 milyon (2020) civarındadır ve ülkenin Santa Cruz de la Sierra ile beraber en kalabalık şehridir. 3600 m. rakımı ile oksijen fakiri bu şehrin havalimanı ise tam 4 bin metre yükseklikte bulunuyor. La Paz’a gittiğinizde ilk birkaç gün koka yaprağı çiğneyerek yükseklikten etkilenme riskinizi azaltabilirsiniz. Özellikle yokuşlarla dolu bu şehirde yavaş hareket etmekte fayda var.
La Paz, yemek, ulaşım, alışveriş gibi her konuda çok ucuz bir şehir.

Detaylı La Paz Gezi Rehberi yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

LA PAZ GEZİ REHBERİ (TIKLAYIN)

Salar de Uyuni (Uyuni Tuz Gölü)

Bolivya’nın Uyuni şehri yakınlarında bulunan ve dünyanın en büyük tuz gölü olan Salar de Uyuni, özellikle yağmur yağdıktan sonra ziyaretçilerine inanılmaz bir görsel şölen sunuyor. 10 bin km²’lik bu uçsuz bucaksız tuz deryasında jiplerle gezi yapabiliyorsunuz. Gölün ortasında Incahuasi (İnka evi) denilen ufak bir ada var. Bu ada üzerinde boyu 10 metreyi geçen kaktüsler yetişiyor. Ayrıca Uyuni Tuz Gölü’nde tamamen tuz kalıplarından yapılmış hosteller mevcut. Bazıları da oldukça lüks. Bolivya’daki Uyuni Tuz Gölü’nü de kapsayan yol maceramızı okumak isterseniz sizi şöyle alalım.

ŞİLİ’DEN BOLİVYA’YA ÇÖL YOLCULUĞU (TIKLAYIN)

Bolivya’da gezip görülesi yerler olarak tavsiye edebileceklerimiz bu şekilde, ama eğer Bolivya’da daha uzun süre vakit geçirmek isterseniz ekstradan size birkaç öneri daha sunabiliriz.

  • Bolivya’nın en büyük şehirlerden biri Santa Cruz de la Sierra. Şehrin gezginlere hitap eden çok bir havası yok ama Santa Cruz’un kuzeydoğusunda, Brezilya sınırında, bu departmana bağlı Noel Kempff Mercado Ulusal Parkı bulunuyor. Bu muhteşem doğa parkı Unesco tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Ulaşımı biraz zor ve yorucu olduğu için gezginler gitmeyi çok tercih etmiyorlar ama imkanınız olursa Bolivya Amazon kıyısındaki bu yeri gidip görmenizi öneririz.
  • Potosi’ye bağlı Tupiza adındaki bölge yine harika doğa oluşumları barındırıyor.

Bolivya’da gezilecek yerler dışında bir de sevilecekler listesi var. Dünyada her çocuk özel ve güzeldir ama bu Bolivyalı çocukların büyümüşte küçülmüş halleri, yaşlarından beklenmeyen olgunlukta bakışları o kadar güzel ki Bolivya’da her köşe başında gördüğünüz çocuğu hamur gibi yoğurasınız geliyor. Çok ama çok güzeller.

AMAZON ORMANLARI GEZİ REHBERİ (TIKLAYIN)

Küçük Bir Anekdot

Bolivya’da her yıl Mayıs ayının ilk haftası düzenlenen bir festival vardır. Tinku Festivali. Bir Quechua geleneği olan Tinku Festivali’nde erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla, çocuklar da kendi yaşıtlarıyla tekme tokat kavga ederler. Öyle yalandan falan değil yani, kafa göz patlatırcasına. Eski bir gelenek olan bu festivalde polis sadece millet birbirini öldürmesin diye ortamda bulunuyor. Ama buna rağmen az sayıda da olsa ölenler oluyor. San Pedro de Macha şehrinde yapılan Tinku (Karşılaşma) Festivali “Dövüş Kulübü” filminin kanlı canlı gerçek versiyonu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir