Kapat

Antik kent denince ülkemizde ilk akla gelen illerden biridir Antalya. “Antalya’da gezilecek yerler” isimli yazımızda bu konuyu geçiştirmek istemedik. Çünkü Antalya’daki antik kentler ayrı olarak incelenmeyi hak ediyor. Bu bölge her ne kadar tatil beldesi olarak ün yapsa da, tatilden daha büyük değerlere sahip diyebiliriz. Önce kentin tarihine kısaca bir göz atalım.

Kısaca Antalya Tarihi

Antalya antik kent listesine gelmeden önce kısaca şehrin tarihine değinelim.

Antalya, Eskiçağ kaynaklarında Attaleia, Avrupa dillerinde Adalia, Ortaçağ’da Satalia ve Türk yapıtlarında çoğunlukla Adalya adıyla karşımıza çıkmaktadır. Bergama Kralı Attalos II. Philadelphos (M.Ö. 159 – M.Ö. 138) tarafından kurulan şehir, konumunun elverişliliği nedeniyle kısa sürede gelişmiştir. Kent, Attalos III. Philometor’un vasiyeti üzerine tüm Bergama Krallığı ile birlikte M.Ö. 133’te Roma topraklarına katılmıştır. Bir süre korsanların yönetiminde kalan kent, konsül Servilius Vatia tarafından (M.Ö. 77) kesin olarak Roma’ya bağlanmıştır. Pompeius’un burayı korsanlarla savaşmak, donanmasını ve ordusunu toplamak için bir üs olarak kullandığı söylenmektedir (M.Ö. 67).

Roma döneminde ise kentin surları genişletilmiştir. Antalya, Bizans döneminde de Akdeniz’in önemli ticaret limanlarından biri olmayı sürdürmüştür. Bölge, Perge-Sillyon metropolitliğine bağlı piskoposluk iken, 1042′de metropolitliğe yükseltilmiştir.

Kent, zenginliği ve stratejik konumu nedeniyle birkaç kez Arapların saldırısına uğramıştır. 860 yılında Abbasi halifesi Mütevekkil’in komutanı Fazl bin Karin, denizden saldırarak aldığı Antalya’yı bir süre elinde tutmuştur. Selçuklu Sultanı Süleymanşah’ın 1085′te zapt ettiği kent, Bizans İmparatoru Aleksios I. Komnenos tarafından 1103 yılında geri alınmıştır. Antalya, 1207 yılında Selçukluların fethi ile Türk topraklarına dahil olmuştur.

Antalya Doğal Güzellikler

Şimdi mutlaka görülmesini tavsiye ettiğimiz “Antalya’daki meşhur antik kentler” listesini sırasıyla inceleyelim.

Antalya Olympos (Çıralı) Antik Kenti

Son zamanlarda adı ağaç evlerle özdeşleşen Olimpos, Çıralı ve Adrasan’a yakınlığıyla müthiş denizi ayaklarınıza getiriyor. Ruhunuzu dinlendiren köşeleri, dingin bir tatil yaşamak isteyenleri cezbederken, gece hayatıyla da oldukça dikkat çekici. Tarihte ise adı tanrılarla anılan, Yunan mitolojisinin başkahramanlarından biri Olimpos.

Antalya’nın Finike ilçesinin 30 km. kuzeydoğusunda yer alan Olympos (Çıralı), adını 2375 metrelik Tahtalı Dağı’ndan alır. Olympos, Anadolu’da sayılı dağ zirvelerinin ortak adıdır. Alanda tarihi eser sayısı o kadar çok ki adeta tarih fışkırıyor. Bununla beraber arkeolojik çalışmaların devam ettiğini de belirtelim.

Mekan daha çok tatil bölgeleri ve sahili ile meşhur olsa da Olympos Antik Kenti görülmesi gereken önemli eserlerden biridir. Denizci kenti olan Olympos bir süre korsanların elinde kalmışsa da Roma komutanı Isauricus tarafından kurtarılmıştır. Likya Birliği içinde yer alan bir kenttir.

Olympos Ören Yeri’nde bulunan kalıntılar Akçay’ın iki tarafına dağılmış durumdadır. Tiyatro, hamam, bazilika derenin güney kayalık yamaçlarındadır.

Antalya Fotoğrafları

Kente denizden ulaşılan yerde bulunan lahit üzerindeki gemi tasviri oldukça önemli bir parçadır. Lahdin yazıtında Kaptan Eudemos’un Boğaziçi’ni geçerken Kalkedonlular tarafından yurttaşlığa seçildiği yazmaktadır.

Kentin Roma tapınağının bugün sadece giriş kapısı ayakta kalabilmiştir. 10 metre yükseklikteki kapının girişinde bir kaide yer almaktadır. Bu kaidenin Roma İmparatoru Marcus Aurellius’a ait bir heykelin kaidesi olduğu düşünülmektedir.

Ören yerinde ayrıca sazlıklarla kaplı bataklık alanda kentin agorası, su kanalları, anıt mezarlar, hamam kalıntıları yer almaktadır. Patika yolun sonundaki tepe kentin akropolüdür ve ziyaretçilerine muhteşem bir manzara seyretme olanağı sunmaktadır. Bir gün buralara yolunuz düştüğünde antik şehrin içinden geçerek, unutulmaz doğa manzarası eşliğinde sahile iniş yapabilirsiniz.

Antalya Gezilecek Tarihi Yerler

Antalya Phaselis Antik Kenti

Rodoslu koloniciler tarafından M.Ö. 693 yılında ufak bir burnun üzerine kurulmuş antik liman şehri Phaselis’in üç limanı bulunur. Limanlarının elverişli olmasından dolayı kente “Tanrı korur” anlamına gelen Phaselis adı verilmiş.

Detaylara girmeden önce belirtelim ki Rodoslular akıllı adamlarmış. Yani Gezi Hocası ekibi olarak o zamanda yaşasaydık, muhtemelen biz de buraya güzel bir antik şehir kurardık. Antalyalılar durumu fark etmiş olsa gerek ki girişi ücretli yapmışlar.

Neyse devam edelim.. Bu doğal limanlardan, sahip olduğu gür orman örtüsü sayesinde deniz ticaret filolarının yapımı için tomruk ihraç edilmekteydi. Ayrıca ormanların barındırdığı yayvan yapraklı günlük ağacından da esans elde ediliyordu. Phaselis ticari faaliyette o kadar ilerlemişti ki, sekiz Anadolu kenti ticari bir takım özelliklerinden yararlanmak amacıyla kendilerine Nil deltasında, İskenderiye yakınlarında, Nokratius isimli ayrı bir koloni kurmuşlardır. Dolayısıyla Anadolu’dan giden hammaddeler önce Nokratius’ta toplanıyor sonra tüm Akdeniz havzasına dağıtılıyordu.

Kısa süreli Pers ve İskender yönetimlerine giren Phaselis, Helenistik Çağ’da bağımsız olmuştur. Uzun süre korsanların saldırısı altında kalan şehir, M.Ö. 78 ve M.Ö. 67 yılında, Roma komutanlarının gerçekleştirdiği deniz savaşlarıyla kurtarılmıştır.

Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak öne çıkan kent, M.S. 3. yy. sonrasında önemini yitirmiştir.

Antalya Antik Kentler

Phaselis Antik Kenti’nde Bulunan Önemli Kalıntılar

Bugün kent ziyaret edildiğinde, kentin kuzey limandan güney limana geçen caddesinin heykel kaidelerle süslü olduğunu görülür. Caddenin doğu kıyısında, şehri denizden saran ve korsan saldırılarına karşı koruyan kent surları ve hemen girişte su kemerleri göze çarpar. Küçük bir tepeye sırtını dayamış tiyatro Roma dönemi özelliklerini taşır. Caddenin batı kesiminde kentin kare planlı eski agorası, İmparator Domitianus dönemine tarihlenen ikinci agora ve bu ikisine eklenmiş başka bir agora yer almaktadır. Caddenin sonunda ise Hadrianus’un M.S. 129’da Anadolu ziyareti adı altında yaptığı teftişte Likya’yı da ziyaret etmesi onuruna, onun için yaptırılmış olan Hadrianus Kapısı bulunur. Güney ve kuzey limanları düz bir kumsal iken, kuzeydoğudaki askeri limanı mendirek ve rıhtımlar oluşturmaktadır.

Antalya Patara Antik Kenti

Bir bilicilik (kehanet) merkezi olan Patara, Helen dilinde “kutu” anlamına gelir. Fethiye-Kalkan arasında, Kalkan’dan 10 km. uzaklıkta yer alır. 14 kilometrelik uzunluğuyla Akdeniz’in en uzun kumsalına sahiptir. Burası diğer sıraladığımız antik kentlerde olduğu gibi plajı ile meşhur bir yer. Müze kartınız ile giriş yapabiliyorsunuz. Antik kent 19:00’a kadar girişleri kabul ediyor. Plaja gitmek için antik kentin içinden geçiyorsunuz zaten. Plajdan bahsetmişken belirtelim ki bu sahil dalgasının fazla olmasıyla biliniyor. Tabii gününe göre değişir ama bu bilgiyi not etmiş olalım.

Efsaneye göre Hera’nın hışmından kurtulamayan Leto, çocukları Apollon ve Artemis’i Patara’da bir ağaca tutunarak doğurur. Tutunduğu ağaç hurma ağacıdır. Şehrin giriş kapısından sonra yer alan hurma bahçesi bunu simgeler. Burası aynı zamanda Apollon Tapınağı’nın kutsal alanıdır. Apollon’un yılın 6 ayını burada, diğer 6 ayını da Delos’ta geçirdiği rivayet edilir. Apollonius yazıtlarında Apollon’un Patara doğumlu olması nedeniyle, Patara’nın bilicilikte Delphi’yi geçtiğinden bahseder.

Bir Lykia şehri olan kent, Lykia Birliği’nin üç oy hakkına sahip altı kentinden biridir. Lykia dilinde Patara olarak adlandırılan kentin tarihi M.Ö. 5. yüzyıla uzanır ve burası İskender’in kuşattığı kentler arasındadır.

Antalya Tarihi Hakkında Bilgi

Günümüzde Patara Limanı Akdeniz’in yığdığı kumlarla kapanmış, denizden kopmuştur. Rüzgarın savurduğu kumlar limanı doldurmakla kalmamış, kenti de büyük ölçüde örtmüştür. Kentin tiyatrosunun da bir kısmı kumlar altındadır.

Burada yapılan kazılarda ele geçen kesik piramit şeklindeki taşın üzerinde Lykia şehirleri ve onların Patara’ya olan uzaklıkları yazmaktadır. Bugün Antalya Arkeoloji Müzesi’nde bulunan taş, şimdiye kadar varlığı bilinmeyen şehirlerin ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur. Bölgedeki meşhur antik kentlerden biri olan Patara’yı kesinlikle Antalya gezilecek yerler listenize eklemelisiniz.

Patara Antik Kenti’nde Bulunan Önemli Kalıntılar

Şehrin giriş kapısı, 100’lü yıllarda şehrin valisi olan Romalı Mettius Modestus’un anıtıdır. Kapı aynı zamanda şehrin su kemeridir. Üç kemerli yapının konsollarını muhtemelen valinin büstleri ve heykelleri süslüyordu.

Tepeye doğru bakıldığında hamam kalıntıları, Bizans bazilikası, korinth başlıklı tapınak göze çarpar. Tiyatro kumlar altında kalmıştır. 2. yüzyıl yapısı olan tiyatroya sık çalılıklar arasından ulaşılır. Sahnenin doğu yüzündeki yazıt, yapının Antonius Pius’a ithaf edildiğinden bahseder. Tiyatronun üstüne çıkıldığında fener ya da sarnıç olduğu tahmin edilen yuvarlak yapı görülür. O noktadan kent ören yeri ve Patara kumsalı izlenir.

Şehrin tahıl deposuna (granarium) tiyatronun batısından eski limana yürüyerek ulaşılabilir. Hadrianus dönemine tarihlenen yapı buğday saklamak için tasarlanmıştır.

Antalya Gezi Rehberi

Antalya Kyaneai Antik Kenti

Kaş-Demre karayolu ile ulaşılan Kyaneai Ören Yeri, Yavu Köyü’nün kuzeyine düşen yükseltide yer almaktadır.

Helenistik Çağ’da bağımsız bir ekonomik kimliğe sahip olan kent, Likya yazıtları ile tanınır. Lahitler oldukça dikkat çekicidir. Üzeri işlemeli lahitlerin bir bölümü Antalya Müzesi’ndedir.

Kentin akropolünde görülen yapılardan biri hamam diğeri kütüphanedir. Akropolün en yüksek tepesinden Kaş, Kekova, Üçağız ve Demre sahillerine kadar geniş bir alan izlenebilmektedir.

Antalya Tatil ve Seyahat Rehberi

Antalya Kaş Antiphellos Antik Kenti

Kaş ilçesi ile iç içe olan ören yeri Phellos’un aşağı limanıdır ve bundan ötürü Antiphellos (Aşağı/Karşı Phellos) olarak adlandırılmıştır.

Denize bakan bu tiyatro harika bir gün batımı manzarasına sahip. Burada zaman zaman Klasik Müzik Festivalleri düzenleniyor. Merakınız varsa katılabilirsiniz. Mekan müthiş bir akustiğe sahip. Kaş merkeze çok yakın ve girişi ücretsiz. Akşama doğru gelirseniz hem sıcaktan pişmezsiniz hem de gün batımını izlersiniz.

Tiyatro 3 binden fazla seyirci kapasitesine sahip.

Kentin batısındaki Roma tiyatrosu, kireç taşından oyulmuş basamakları ile eksiksiz olarak günümüze kadar gelebilmiştir. Tiyatrodan kent merkezine ilerlendiğinde kenti savunan duvarların izleri ile karşılaşılır. Limana inen yolda bulunan yapı muhtemelen Helenistik Dönem’e ait bir tapınaktır. Uzun çarşının sonunda bulunan çınar ağacının yanındaki Likya tipi lahit mezar Likçe yazıtı, kapağı üzerindeki figürleri, kaidesindeki oda bölmesi ile oldukça güzel bir görsellik sergilemektedir. Lahit M.Ö. 4.yy’a tarihlenmektedir.

Antalya'da Bulunan Antik Kentler

Antalya Andriake Antik Kenti (Çayağzı)

Kaş’tan Demre’ye giden yoldan Demre çayını izleyerek Andriake’ye ulaşılır. Andriake (Çayağzı), Myra’nın liman kentidir. Birazdan aşağıda paylaşacağımız Myra Antik Kenti yazımızı da kesinlikle okumanızı tavsiye ederiz.

Hemen belirtelim ki araçsız geziyorsanız buraya gelmeniz biraz zor. Son zamanlarda servis bulunamıyordu. Ama ilerleyen süreçlerde bu hizmet verilir mi? Bilemiyoruz.

Antik Kent ile ilgili fotoğraflar sizi yanıltabilir. Müzenin içi oldukça güzel eserlerle dolu.

Duvarları, caddeleri, birkaç kulesi, kentin doğusunda bulunan kiliseleri dışında, kentin en önemli kalıntısı Hadrian tahıl deposudur (granarium). Bu bina Myra ve çevre kentlerin ürünü olan buğdayı Roma’ya göndermek için planlanmıştır. Hadrianus dönemine tarihlenen yapının orta kapısında Hadrianus ve Faustina’nın büstleri yer alır. Ayrıca zamanında, yapının önünde duran kaideler üstünde imparator ve eşinin heykelleri bulunuyormuş. Ön tarafında sundurması bulunan yapının iki ucunda ofisler yer alır.

Çayağzı Antalya Gezi Rehberi

Üçağız – Theimussa ve Simena Antik Kenti

Üçağızlar bölgesi, kıyının kıvrımlarının oluşturduğu Üçağızlar Koyu girişi ve Kekova Adası’nın batı-doğu girişi, üçlü deniz yolu oluştururlar. Simena Ören Yeri’nde bulunan Kaleköy’e de ulaşım sadece denizden yapılıyor.

Üçağız’da bulunan Theimussa kentinin kalıntıları, çok sayıda lahitler, surlar ve Bizans yapıları bir yükselti üzerinde izlenebilmektedir. Üçağız ya da Demre – Çayağzı’dan yapılan günlük tekne turları Kekova Tersane Koyu’ndan başlar. Gezi esnasında gözlemlenen batık kent kalıntıları, kıyıda balık havuzları ve konutlardan oluşur.

Kaleköy’e (Simena) yaklaşıldığında su içindeki lahit çok güzel bir görüntü vermektedir.

Kent kalesinin iç avlusundaki tiyatro oldukça küçüktür. Tümüyle kayaya oyulmuş olan tiyatro en fazla 300 kişiyi ağırlayacak kapasitededir. Kalenin mazgalları orta çağdaki orijinal şeklini korumaktadır. Kıyıya yakın yapılar Vespasian dönemi hamamlardır. Kalenin doğusundaki yamaçta çok sayıda Likya tipi lahit bulunmaktadır.

Şehir merkezinde Helenistik, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin ortak ürünü olan surlarla çevrili Kale içi mutlaka görülmelidir. Mekan restore edilerek günümüzde restoran, bar, pansiyon ve otel olarak hizmet veren evlerin bulunduğu bir eğlence merkezi haline gelmiştir. Liman yakınındaki 13. yy’dan kalan Yivli Minare, Ulu Cami (5. yy’da aslında bir bazilika olarak inşa edilmiş), Evdir Han (il merkezine 18 km. uzaklıkta), Kırkgöz Han, Düden Şelaleleri, Kurşunlu Şelalesi, Lara – Konyaaltı Plajı ve Karain Mağarası gidilebilecek yerlerden bazılarıdır.

Antalya Antik Şehirler Rehberi

Antalya Myra Antik Kenti

Antalya’nın en önemli antik şehirlerinden biridir. Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin akın ettiği Myra Antik Kenti ülkemizde görülmeye değer, ender bulunan güzelliklerden biridir. Detayları Myra Antik Kenti başlıklı yazımızda bulabilirsiniz. 

ANTALYA MYRA ANTİK KENTİ (TIKLAYIN)

Antalya Gezilecek Tarihi Yerler

Antalya Xanthos Antik Kenti

Antalya’da bulunan antik kentler içinde kendine has bir güzelliğe sahip olan Xanthos, en az Myra kadar değerli ve görülmesi gereken mekanlardan biri. Xanthos’un kral yolunda yürümeden, kentin 5 bin kişiye yakın kapasiteli antik tiyatrosunu görmeden Antalya’yı terk edenin vay haline. Detaylar Xanthos Antik Kenti isimli yazımda.

ANTALYA XANTHOS ANTİK KENTİ (TIKLAYIN)

Antalya Tarihi Yerler

Antalya Side Antik Kenti

Side her ne kadar antik kent olarak anılsa da, günümüzde modern şehir yapılarıyla iç içe girmiş bir yer. Merkez çarşısı, denizi, pazarı.. Ne ararsanız var.. Ama antik şehirdeki Apollon Tapınağı, sütunlu caddesi, tiyatrosu ve müzeye çevrilmiş hamamını nasıl anlatsak bilemiyoruz. Side Antik Kenti isimli yazımızda biraz anlatmaya çalıştık ama artık olduğu kadar diyelim..

ANTALYA SİDE ANTİK KENTİ (TIKLAYIN)

Antalya Aspendos Antik Kenti

Bu Antik Kent, Antalya’nın Serik ilçesinin Köprüçay yakınlarındaki tepe düzlüğünde kurulmuştur. Aspendos, yalnızca Anadolu değil tüm Akdeniz coğrafyasının en iyi korunmuş Roma Dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla bilinir.

Aspendos Antik Kenti, Yunan efsanelerine göre Truva Savaşı’nın ardından Pamphylia’ya gelen Argive kolonicileri tarafından inşa edilmiş. Ayrıca Anadolu’da kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biri olarak biliniyor.

Yapılarının büyük bölümünün günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaştığı Aspendos’un en popüler mekanı ortalama 15 bin kişi kapasiteli antik tiyatrosudur. Yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bu 2 bin yıllık antik tiyatroda, sessiz bir ortamdaki küçük bir tınının metrelerce yüksekten duyulabildiği çok özel bir akustik hakimdir. Aspendos Tiyatrosu’nda her yıl Opera ve Bale Festivali dahil bir çok konser ve etkinlik yapılıyor.

Aspendos Antik Tiyatrosu Nerede

Antalya Syedra Antik Kenti

Burası Alanya merkezden Mersin istikametine doğru giden D400 karayolu üzerinde, Seki Mahallesi’ne saparak ulaşabileceğiniz efsane bir mekandır. M.Ö. 7. yüzyıldan günümüze kadar geldiği tahmin edilen antik kent, Alanya merkeze 20 km. mesafede bulunuyor. Ana yoldan ayrılınca, tali yol her ne kadar dar ve biraz bozuk olsa da, portakal bahçelerinin güzelliği bu sorunların üstünü örtmeye yetiyor. Harika bir manzaraya sahip olan Syedra Antik Kenti’ne öğle sıcağında gitmeyin. Yaşlılarla ve çocuklarla gitmeyi denemeyin bile. Gezemeden geri dönersiniz. Bir de bol sıvı kaybedeceğinizden dolayı yanınıza soğuk su ve farklı içecekler alabilirsiniz.

Antalya Gezi Rehberi

Antalya Perge Antik Kenti (Parha Ören Yeri)

Antalya merkeze yaklaşık 17 km. mesafede bulunan Perge Ören Yeri’nin bir diğer adı da Parha’dır. Roma ve Bizans gibi büyük imparatorluklara ev sahipliği yapmış antik kentin tarihi Hitit Krallığı’na kadar uzanmaktadır. Hristiyan azizlerin de tarih boyunca uğrak yeri olduğundan, Hristiyan kültüründe Parha Antik Kenti’nin önemi büyüktür.

Perge Antik Kenti’nde tiyatro, güney hamamı, agora ve macellum, Kestros çeşmesi, sütunlu ana cadde gibi yapıların kazı çalışmaları tamamlanmış ve ziyaretçilere açılmıştır. İhtişamlı tiyatrosu ve sütunları ile Antalya’nın en meşhur antik kentlerinden biri olan Parha’yı kesinlikle görmelisiniz.

Antalya Termessos Antik Kenti

Antalya’nın Döşemealtı ilçesinin sınırlarında bulunan bu ören yeri, tabiatın içinde saklı ve maalesef gerekli ilgiliyi görememiş antik kentlerimizden biridir.

Termessos Antik Kenti’nin bu topraklarda yaşamış eski uygarlıklardan Luvilerin soyundan gelme Solymler tarafından kurulduğu biliniyor. Termesosluların M.Ö. 300’lü yıllarda Büyük İskender’in işgaline direnmesi ve bu işgalden zaferle çıkmaları ile kent meşhur olmuştur.

Kente ulaşmak için patika yollarda biraz tırmanış yapmanız gerekiyor. Bu yüzden yanınızda çocuk ya da ihtiyar varsa buraya çıkmanızı pek önermiyoruz.

Antalya’da bulunan tüm antik kentlerin konumlarını aşağıdaki haritadan inceleyebilirsiniz. Fakat birçoğu üzerinde çalışmalar tamamlanmadığı için ziyarete açık değil. Bu sebeple mekan hakkında güncel bilgi sahibi olmadan yola çıkmasanız iyi olur.

ANTALYA’DA GEZİLECEK YERLER (TIKLAYIN)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir